Satılamayan Ürünlerin İmhası Yavaş Yavaş Yasaklanıyor - I LAW FASHION
Yukarı
a

I LAW FASHION

Satılamayan Ürünlerin İmhası Yavaş Yavaş Yasaklanıyor

Dünyanın her yerinde birçok markanın, satış fiyatını düşürmek veya ürünleri bağışlamak yerine, satılamayan kıyafetleri ve henüz son kullanma tarihi gelmemiş kozmetik ürünlerini yok ettiği bilinen bir gerçek. Bu tür markalar (özellikle de “hızlı moda” odaklı giyim markaları), her yıl küresel olarak artan “atık ürün” hacminde büyük rol oynadıkları için eleştirilmeye alışkınlar. Bu alışkanlığı ortadan kaldırabilmek için; Avrupa, markalar ile perakendeciler tarafından sürdürülebilirlik uygulamalarının iyileştirilmesine odaklanan son gelişmelerle ve hukuki düzenlemelerle, bu faaliyetlerin önüne geçmeye çalışıyor.

Her yıl yok edilen tüketim mallarının miktarına ilişkin Avrupa Birliği’nin resmi bir tahmini veya bu uygulamayı engellemek için geliştirdiği sağlam bir hukuki düzenlemesi mevcut değil. Ülke odaklı bakıldığında ise Fransa 2014 için 630 milyon Sterlin, Almanya da 2010 için 7 milyar Euro değerlerinde tüketim malının yok edildiği gibi açıklamalar yapmaktalar. Ancak bu açıklamalar, yalnızca moda markalarının sunduğu verilere dayanıyor. Dolayısıyla denetleyici bir otoritenin raporu olmaksızın sektörün paylaştığı verilere dayanan bu açıklamaların, gerçeği yansıtmıyor olabileceği; gerçeğin çok daha yüksek olabileceği belirtiliyor.

Ülkelerin bu verilerinin yanında bazı markalar da yok ettikleri ürünlere ilişkin bilgileri paylaşıyorlar. Örneğin Burberry, 2018 yıllık raporunda 36,8 milyon Dolar değerinde satılmamış ürününü imha ettiğini belirtmişti. Bu açıklaması üzerine büyük tepki gören Burberry; satılmayan ürünlerini ve fazla malzemelerini yakmayı durdurma sözü verdi. Aralık 2020’de de bunları imha etmek yerine İngiltere’ye; moda öğrencilerine, bağışlama girişimi için kolları sıvadığını duyurdu.

Fransa; dünyada moda markalarından kaynaklanan atık ürünlerin önlemesi konusunda bir ilke imza attığını duyurduğu 28 Ocak 2020 tarihli yasası ile kıyafet ve lüks ürünler üreten şirketlerin, tasarımcıların satılmayan veya iade edilen ürünlerini imha etmelerini yasakladı. Bu yasa; yeniden kullanılması, yeniden dağıtılması veya geri dönüştürülmesi gereken elektrikli eşyaları, hijyen ürünlerini ve kozmetik ürünlerini de kapsıyor. Dahası -Amazon gibi internet ortamında işleyen firmalar, perakendeciler de dahil olmak üzere- üreticilerin, ithalatçıların ve dağıtıcıların gıda haricindeki satılamamış mallarını, sağlık veya güvenlik riski oluşturmadıkları sürece bağışlamalarını gerektiriyor. Sınırlı depolama imkanları, maliyetleri düşürme ve satılamayan ürünler yerine yenilerini koyma amaçları ile her yıl milyarlarca Euro değerinde giysi ve elektronik cihaz dahil olmak üzere kullanılabilir eşya imha eden Avrupalı perakendeciler için Fransa’nın bu öncü tutumu çok önemli bir yere sahip; çarpıcı, etkileyici bir örnek.

Fransa’yı takiben, Almanya Çevre Bakanı Svenja Schulze, ülkenin döngüsel ekonomi yasasında bir güncelleme ile “sadece yeni malların yok edilmesine” son vermek istediğini söyledi. Almanya Kabinesi 12 Şubat 2020’de, kullanılmayan malların imha edilmesini yasaklamayı amaçlayan bir yasa tasarısı çıkardı: Güncellenmiş Geri Dönüşüm Yasası. Bu yasa temelde, daha az atık yaratmak ve daha fazla geri dönüşüm yapmak için bir dizi kural içermekte olup şirketlerin, kullanılamaz hale gelmiş ürünleri dışında, stoklarını imha etmesini yasaklıyor.

2021 itibariyle Amerika Birleşik Devletleri Kamu Yararına Grup Çağrıları (USPIRG) markaların, satılmayan mallarını imha etme uygulamasını yasaklamak için, eyaletlerin kanun koyucularına yönelik çağrılarda bulunmaya başladı. Kısaca açıklamak gerekirse USPIRG, Eyalet Kamu Yararı Gruplarının (PRIG’ler) federasyonu olup tüketici sorunlarına odaklanan, kâr amacı gütmeyen ve geçmişte kanun koyucular üzerinde etkili olmayı; kendini göstermeyi başarmış bir kuruluştur. Bu sefer de USPIRG, eyalet kanun koyucularını “aşırı üretimden endüstriyi sorumlu tutmaya ve fazla stoğun imhasını yasaklamaya” davet ediyor ve Fransa’nın satılmamış ürünlerin imhasını yasaklayan mevzuatından bahsederek bu yasağı örnek gösteriyor.  ABD’deki bu çağrılar ne yönde şekillenecek, hangi eyaletler -California dışında- ilk sıralarda yer alacak? Fransa’da olduğu gibi lüks ürünlere yönelik bir sınırlama mı geliyor yoksa ABD’nin farklı bir yol tercih edip kendine özgü düzenlemelerle karşımıza çıkması mı daha muhtemel?

Tekstil üretim ve ihracatında dünyada ilk beşte yer alan ve birçok büyük markanın üretim faaliyetinde bulunduğu Türkiye açısından ise henüz sürdürülebilirlik ile ilgili veya ürünlerin imhasına yönelik kısıtlamalar getiren hukuki düzenlemeler bulunmamakta. Acaba yukarıda bahsettiğim ve gelişmekte olan sürdürülebilirlik trendini Türkiye ne zaman benimseyecek? Üretim ve ihracatta öne çıkan Türkiye’de diğer, ülkelerden farklı olarak, ne gibi kısıtlamalarla karşılaşacağız?

Ata Öküzcüoğlu

Ata Öküzcüoğlu

Student Representative at Moda Hukuku Enstitüsü

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn

İçeriği beğendiniz mi?

tr_TRTR

Moda

Hukuku

Eğitimleri

Başlıyor.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp

Sign up for our Newsletter

iPhone

Lorem ipsum dolor sit amet

MacBook

Sed do eiusmod tempor incididunt

iPad

Tempor incididunt ut labore et dolore