Şansım Adalı (Sudi Etuz) Röportajı - I LAW FASHION
Yukarı
a

I LAW FASHION

Şansım Adalı (Sudi Etuz) Röportajı

Şansım Hanım Merhaba!  I LAW FASHION ekibi olarak bu ay, moda girişimciliği konusunu masaya yatırıyoruz. I LAW FASHION ailesi olarak, sizinle bu röportajı gerçekleştireceğimiz için inanılmaz heyecanlıyız. Öncelikle ricamızı kırmadığınız Kasım ayındaki konuğumuz olduğunuz için teşekkür ederiz. Dilerseniz hemen sorulara geçelim.

Rica etsek bize kendinizden bahseder misiniz? Şansım Adalı kimdir? Moda serüveniniz nasıl ve ne zaman başladı? Bir kadın girişimci olarak kendi markanızı oluşturma fikri nasıl gelişti?

Tabii, 1982’de İstanbul’da doğdum. Bilkent Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümünden 2006 yılında mezun olup, akademik hayatımın bir yılını Brüksel’de, moda tarihinde avangart duruşlarıyla öne çıkan tasarımcı ekolünün kenti Antwerp’te çeşitli çizim dersleri alıp ve atölye çalışmalarına katıldım.

2006’da tamamladığım Fransızca eğitiminin ardından La Salle Akademi İstanbul’da moda tasarımı eğitimi aldım. 2016 yılında markam Sudi Etuz’un ilk çıkışını gerçekleştirdim. İlk performanımdan bu yana her koleksiyonumda, bir tasarımcı markasının global ve multidisipliner duruşunu İstanbul’un en özel mekanlarında gerçekleştirdiğim sunumlarla, lokalin özgün gücünü çağdaş bir dünya diliyle irdelemeye çalışıyorum…

Sizi “Şansım Adalı” olarak değil “Sudi Etuz” diye tanıyoruz. Sudi Etuz isminin arkasındaki hikaye nedir? Bence bu soruyu bizim gibi birçok kişi merak ediyor.

Evet, bu sıklıkla sorulan bir soru. Cevabı da benim için keyifli ve özel.. Lazkiye’den gelen atalarımızda aslında markamın isim hikayesi. Sudi benim evlilik önceki soyadım, Etüz ise anneannemin soyadı… Sudi Etüz her ne kadar bir tasarımcı markası olsa da markamın kendi ismim dışında yine beni hatırlatan bir isim öyküsü olmasını diledim hep…

Mayıs ayında Erikli’ye özel şişeler tasarladınız ve moda ile yaşamın kaynağı olan suyu buluşturdunuz. Tasarlanan seriler değerli bir parça niteliği taşıyor çünkü hepsinden sınırlı sayıda üretildi. Bir tasarımcı olarak hep farklı ve özgün projelerde yer alıp adınızdan sıkça söz ettiriyorsunuz. Farklı sektörlerle işbirliği gerçekleştirerek yeni tasarımlara imza atma kültürü olarak da bilinen moda sektöründeki ‘‘ collab’ ’’ konseptini nasıl değerlendiriyorsunuz? İşbirliği kültürünün modadaki geleceği ne olacak?

Su yaşamak için temel bir ihtiyaç. Biz bu temel ihtiyaca onu güzelleştiren, içmeyi keyifli yapan detaylar katmayı hedefledik. Bunu yaparken de suyun saflığını her zaman ön planda tutacak bir çalışma hayal ettik. Tabi bu saflığa da Sudi Etuz notaları katmaktı amacımız. Ortaya koleksiyon sever tüketiciler tarafından yıllarca saklanacak ERİKLİxSUDI ETUZ Limited Edition serisi çıktı. Bir tasarımcı için lokalde çok başarılı bir markaya endüstriyel bir tasarım gerçekleştirmek tasarımcının yaratım kariyerinde her zaman önemli bir nokta olmuştur. Tasarımcı markanın başarı noktasını taçlandıran bir durumdur bu, özellikle su gibi hayatta birincil öncelik taşıyan konuda, onun şişelenmesi, ergonomisi, içim deneyimi gibi önem taşıyan bu durumunda bir iş birliği yapmak çok önemli. İş birlikleri bir tasarımcı markanın başka ürünlerle kullanıcılarının evlerine farklı noktalarda girmek çok çok özel….Dünyada da bu gibi endüstriyel tasarım iş birlikleri örnekleri marka tarihinde önemli yere sahiptir…

Mercedez-Benz Fashion Week kapsamında Ilkbahar/Yaz 2021 koleksiyonunuzda, markasınızın yeni üyesi olan dijital karakter SUI-D ile tanıştık. Pandemiyle beraber hayatımızın büyük bir bölümü dijitalleşmişken markanız tarafından üretilen bu avatar karakter, zamanın ruhunu yakaladığınızın kanıtıydı. Biz, Barbie bebekleri çok sevdiğinizi ve bir koleksiyonunuz olduğunu öğrendik. Dijital bir avatar oluşturma fikriniz muhteşem ama fikirden ziyade bunu kısa zamanda tamamlamış olmanız gerçekten inanılmaz! 2021 İlkbahar Yaz koleksiyonundaki dijital karakter fikrinin esin kaynağı tam olarak neydi? Bize biraz bu süreçten bahseder misiniz?

Geçmiş koleksiyonlarımızda mekan seçimleri, teknoloji kullanımını hep ilk planda tuttuk.  Bu sezon da içinde bulunduğumuz dijitalleşme dönemine yüksek uyumlu sunumumuzu avatar karakterimiz SUI-D’nin animasyon açılışıyla gerçekleştirdik. Aylar süren hassas bir çalışmanın ürünü olan dijital karakterimizi, markamızın tanıtımını gerçekleştirirken ayrı kişilik kodlamalarıyla bağımsız bir dijital kimlik olarak sosyal platformlarında lanse ettik. Global moda seyrinin tamamen değiştiği bu dönemde, lokal tanıtıma ezberbozan bir  bir yaklaşımla yarattığımız karakteri çalışmalarımıza entegre etmenin heyecanını paylaşmayı tasarım dünyasında büyük bir değişimin sonucu olarak niteliyoruz. Sui-D Sudi Etuz markamızın dışında dünya tasarımcılarının parçalarını taşıyor, şu an ve gelecek arasında yeni nesil bir varlığı en yüksek görsellikte digital bir renk paletinde yansıtıyor.

Tüm defilelerini VR-sanal gerçekçilikle sunan “Türkiye’deki ilk tasarımcı” ünvanını elinizde bulunduruyorsunuz. 2015’ten bu yana yaptığınız yenilikçi iş birlikleriyle teknolojiyi moda ile harmanlıyorsunuz. Hatta en son, Hepsiburada ile beraber güzel bir işe imza atıp, İstanbul ve çevresinde gerçekleştirdiğiniz 6 defileyi sanal gerçeklik teknolojisi kapsamında bize sundunuz. Bir tasarımcı olarak, modanın dijitalleştirilmesine nasıl bakıyorsunuz? Dijitalleşen dünyanın tasarımlar üzerindeki etkisi sizce nedir?

Dijitalin hızla tüm yaşamımıza sahip olmasını uzun zamandır seyrediyorduk. Pandemi de bunu çok daha hızlandıran hatta %100’e döndüren bir durum oldu. Doktorların online vizitleri, online eğitim, online tasarım provaları… Moda ve tasarım da bundan payını alan en önemli sektörlerden… Moda, popüler kültürün en önemli etkileyicilerinden biri, bunu da yeni dünya düzeninde ne kadar etkili bir dijital bütünlükte yaparsa o kadar kalıcı olacak. Tasarımların kalıplarının 3D hazırlanarak kalıp ve kumaş maliyetinden ve sarfiyatından kurtulabilmemiz, defileleri video-art’la birleştirip tamamen online kurgulamamız, yeni sunum performansları, online showroom’lar… Artık markalar bu durumlara ne kadar entegre olabilirlerse uzun süre ayakta kalacaklar. Modanın dijitalleşmesinde yolumuzun uzun olduğunu dijital üretimlerin maliyetini şu an için yüksek oluşuna dayandırarak söylüyorum. Yeni jenerasyon çok daha farklı ve hızlı uygulanabilir fikirlerle geldikçe ve maliyetler daha kolay karşılanabilir oldukça bu bizi dokunma duyumuzu artık başka bir dönüşümle kullanmamıza sebep olacak…

Pandemi sürecine moda dünyasıda ayak uydurmak durumunda kaldı ve Paris, Milano ve Londra’da dijital bir şekilde gerçekleşen moda haftalarının ardından ülkemizde yapılan Mercedez-Benz Fashion Week Istanbul’da modaseverlerle sanal ortam üzerinden buluştu. İlkbahar /Yaz 2021 koleksiyonunuz artık imzanız haline gelen, kabarık kollar, renkli nakış işlemeler, boncuklar ve tüller ağırlıktaydı. Bu koleksiyonunuzun altında yatan ilham kaynağı nereden geliyor?

Koleksiyonun ana noktası kendi sonsuz karmaşasında tekilliği başarabilmiş bir orman arayışı ve bunun beraberinde gelen “doğal” sorgulamalar. Çoğulluğun ve farklılığın içinde bir olabilmek. Deriler, ipekler, hasır aksesuarlar, dijital çağa uygun yüksek teknolojik baskılar. Dişil halin gücünü gösteren transparan yorumların grotesk leopar tüllerle birleşmesi ve ortaya daha da güçlü bir form çıkması…. Denimlerin doğal renklerle kullanılması fakat protest romantizmin de yırtılan dikişlerde  kendini göstermesi… Koleksiyon tam bir “jungle” ruhunda. İmza kol duruşlarımızın bu sezon halatlarla yükselişi, renkli nakış işlemeler, boncuklar, tüllerin arasından kendini gösteren desenler… Modellerimizin yaşsız, milliyetsiz ancak kimlikli karması da sunumumuzun tam kalbinde.

Tüm alanlarda olduğu gibi moda dünyasıda içinde bulunduğumuz pandemiden dolayı sıkça duyar hale geldiğimiz “yeni normalden” fazlasıyla etkilenmiş durumda. Maske kullanımının artmasıyla beraber, moda markaları bu kullanımı markalaştırmak adına maske üretimine başladı. İçinde bulunduğumuz bu pandemiyle beraber oluşan yeni dünya düzeninde moda girişimciliğini sizce neler bekliyor?

Pandemiden önce Türk tasarım sektörünün yükseliş ivmesi değerli bir konumdaydı. Şu an global ağırlığın sonuçlarını bir noktaya kadar kendini kanıtlamış sektörümüze etkisi büyük oldu… Ancak Türkiye, bitmek bilmeyen bir ilham noktası olduğundan, ülkemiz bu süreçlerde globale kıyasla daha çok beslenip üretimini hızlandırabilir. Bu MBFWI döneminde de bunu tecrübe ediyoruz. Koleksiyonlar daha rafine daha kavramsal ve daha güçlü.

Dünya kendine neyin fazla olduğunu gösterdi. Materyal hırsların, sonsuz tüketimin aslında neyi getirdiğini ve nasıl iz bıraktığını anladık. Fazlalıktan arındık, neyi istediğimizi gördük. Artık her şey daha berrak. Dijitalin de yükselişiyle umarım uzun vadede daha zararsız, daha sürdürülebilir bir dünya bizi bekliyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn

İçeriği beğendiniz mi?

tr_TRTR

Moda

Hukuku

Eğitimleri

Başlıyor.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp

Sign up for our Newsletter

iPhone

Lorem ipsum dolor sit amet

MacBook

Sed do eiusmod tempor incididunt

iPad

Tempor incididunt ut labore et dolore