Pandemi Tüketim Davranışları ve Moda Endüstrisi Üzerindeki Yansımaları - I LAW FASHION
Yukarı
a

I LAW FASHION

Pandemi Tüketim Davranışları ve Moda Endüstrisi Üzerindeki Yansımaları

Covid-19 salgını tüketim davranışını birçok yönden değiştirdi. Şüphesiz ki, Dünya’nın her yerinde yaşam tarzı ve tüketim davranışları değişti, ve bu durum tüketici talebinde ani düşüşe sebep oldu. Talep odaklı bu şokların büyüklüğü ise sektörlere göre değişkenlik göstermektedir. Türkiye ekonomisi için hayati önem taşıyan bir sektör olan tekstil endüstrisi ise, talebin temel ihtiyaçlarla sınırlı olduğu bir dönemde, belki de şaşırtıcı olmayacak bir şekilde, talepte yaklaşık %67’lik bir daralma darbesi almıştır. Peki pandeminin tekstil endüstrisine verdiği bu ekonomik zararı hangi faktörler ile açıklayabiliriz?

Bu makale, çeşitli kaynaklardan elde edilen veriler ışığında, karşılaştırmalı bir bakış açısıyla Türkiye’de tekstil sektörüne odaklanmaktadır. Pandeminin moda endüstri üzerindeki etkilerini anlamak için öncelikle tüketim talebini mikro ekonomik bir perspektiften analiz etmeliyiz. Bu makale, Covid-19’un Türkiye’deki tekstil ve moda endüstrisi üzerindeki etkisine ilişkin mikro ve makro ekonomik bir görünüm sağlamayı amaçlamaktadır.

Bir salgın sırasında tüketiciler ne talep ediyor? İlk olarak, Google aramalarından gelen verilere göz atalım. Aşağıdaki rakamlar Google’da, Türkiye’den yapılan online alışveriş, astroloji ve eşofman aramalarının hacmini göstermektedir. Örneğin, pandemiden bağımsız olarak popüler bir arama konusu olan “astroloji” kelimesi ile karşılaştırıldığında, “eşofman”, özellikle krizin başlangıcında dikkat çekici bir şekilde artış göstermiştir. Bu veriler, karantinada tek seçenek haline gelen online alışverişin popülaritesinin arttığını gösteriyor. Ayrıca, tüketicilerin özellikle ev giysileri üzerinden arama yapmaya başladıklarını gözlemliyoruz.

Şimdi de Türkiye’deki toplam tüketimin sektör bazında dağılımını inceleyelim. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), banka ve kredi kartları ile yapılan harcamaların kategorilere göre ayrımını gösteren haftalık veri sağlamaktadır. Bu verileri sunan aşağıdaki grafik, 11 Mart’ta Türkiye’deki ilk Covid-19 vakasının açıklanmasının ardından harcamaların normal eğilimden ayrıldığını açıkça göstermektedir. Verilere bakıldığıda bir hafta gibi kısa bir süre içerisinde, toplam harcamaların %30’dan fazla azaldığı görülmektedir. Bunun yanısıra, banka ve kredi kartı harcamalarında çok fazla sektörel heterojenlik de dikkat çekmektedir. TCMB verileri Türkiye’de ilk teyit edilen Covid-19 vakasının ardından özellikle giyim ve aksesuar harcamalarının yaklaşık %40 oranında azaldığını göstermektedir. Benzer şekilde, ABD’de de giyim satışları hem mağazalarda hem de e-ticaret platformlarında yaklaşık %46 oranında düşüş göstermiştir.1Genel talepteki düşüşe rağmen, Türk tüketiciler Nisan 2020’den bu yana giyim ve aksesuara daha fazla harcama yapıyor. İlginç bir şekilde, Nisan ayında moda (giyim ve aksesuar) harcamalarındaki artış, sağlık ürünleri ve kozmetik harcamalarındaki artışın önüne geçmiş görünüyor. Bununla birlikte, tüketimdeki aşağı yönlü hareketin devam etmesi manzaranın Temmuz ayı için pek umut verici olmadığı izlenimini vermektedir.

Covid-19’un tüketim davranışlarını nasıl şekillendirdiğine dair bir fikir edindikten sonra, gelin büyük resmi değerlendirelim. Küresel boyutta, moda endüstrisi aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi e-ticarette yüzde 5’lik küçük bir artış ile karşılaştı.


Türkiye’nin durumuna odaklandığımızda ise hikaye farklı. Bunu görebilmek için, Eurostat’ın aylık verilerini kullanarak, tekstil, giyim ve ayakkabı ürünlerinin toptan ve perakende ticaretinde ciro ve satış hacmini inceleyebiliriz. Aşağıda sunulan rakamlar Türkiye’yi 27 AB ülkesinin ortalaması ile karşılaştırmaktadır. Basit bir karşılaştırma, pandeminin tekstil endüstrisi üzerindeki negatif etkisini açıkça göstermektedir: Tekstildeki satış hacmi ve ciro değişimi Şubat 2020’de sabitken, pandeminin patlak vermesinin ardından Mart ve Nisan aylarında keskin bir düşüş göze çarpmaktadır. Ayrıca, grafikten de anlaşılacağı üzere pandeminin Türkiye’deki tekstil ticaretine darbesi AB ülkelerine kıyasla daha şiddetli olmuştur.

Bununla birlikte, tekstil talebindeki daralma iç taleple sınırlı kalmamıştır. Pandeminin küresel oluşu yurtdışından gelen talebi etkilemiştir. Bunun sonucunda ise Türkiye’nin toplam ihracatı Nisan 2020’de bir önceki aya göre %33 oranında küçülerek bir önceki yılın Nisan ayına göre %40 oranında bir azalma gerçekleşmiştir (Akçigit ve Akgunduz (2020)). Bu nedenle, Türkiye ihracatında önde gelen endüstriler arasında yer alan konfeksiyon endüstrisi pandemide dış talep yönünden de büyük bir darbe almıştır. Bilhassa, Akçigit ve Akgunduz (2020)tarafından tespit edildiği gibi, ticaret ortaklarında teyit edilen koronavirüs vakalarının sayısı ile Türkiye’nin ihracat hacmi arasında açık bir korelasyon gözlenmektedir.

Ayrıca, tekstil sektöründe yaşanan pandemi kaynaklı talep şoku, bir tür çığ etkisini tetiklemiştir. Bir sektördeki talep şokunun ekonomiye aktarılması iki şeye bağlıdır: (i) sektörün göreceli büyüklüğü, ve (ii) sektörün bağlantılılığı. Giyim ve tekstil, toplam üretimin %13,5’ini oluşturan Türkiye’nin ikinci büyük sektörüdür. Acemoglu vd. (2015)’nun geliştirdiği ve farklı sektörlerden mal almaya dayanan ‘bağlantılılık’ tanımına göre, tekstil sektörü Türkiye’nin en ‘bağlantılı’ sektörüdür. Bu durum şokun üretim sürecinde yer alan ara sektörlere de yayılmasını beraberinde getirmektedir. Örneğin, giyim talebinin daralmasının tekstil sektörünü %13 oranında olumsuz etkilediği ve bunun deri üretiminde %2.8’lik bir düşüşe yol açacağı tahmin edilmektedir (Akçigitve Akgunduz (2020)).

Sonuç olarak, bu makale boyunca sunulan gözlemsel kanıtlar tutarlı bir resim çizmektedir: Tüketici talebi kademeli olarak artıyor gibi görünse de, tekstil ve moda endüstrisi, pandeminin küresel doğası ve sektörel yansımaları nedeniyle salgın dolayısıyla muhtemelen kaçınılmaz kayıplara uğramaya devam edecektir.

Tekstil sektöründeki salgın kaynaklı düşüş, Türkiye ekonomisi için önemli bir endişe kaynağı olmakla birlikte hızlı bir ekonomik toparlanma ufukta görünmemektedir. Bu minvalde, hükümetler tarafından seçilmiş sektörlere öncelikli destek verilmesi hususu tartışılmaktadır. Şüphesiz ki, tekstil sektörü bu tür tartışmaların gündeminde yer alacaktır. Yüksek frekanslı verilere erişim, bu tür kilit sektörler için, pandeminin olumsuz etkilerine karşı ekonomi politikaları geliştirmekte önemli bir rol oynamaktadır.

Hazırlayan: Dr. Gözde Çörekçioğlu İshakoğlu

İçeriği beğendiniz mi?

tr_TRTR

Moda

Hukuku

Eğitimleri

Başlıyor.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp

Sign up for our Newsletter

iPhone

Lorem ipsum dolor sit amet

MacBook

Sed do eiusmod tempor incididunt

iPad

Tempor incididunt ut labore et dolore