Pandemi Döneminde Markaların ve Yerel Hükümetlerin Sorumluluk Tartışması - I LAW FASHION
Yukarı
a

I LAW FASHION

Pandemi Döneminde Markaların ve Yerel Hükümetlerin Sorumluluk Tartışması

“Açlık ve mutsuzluk yarattığı sürece
en iyi kumaşta bile güzellik yoktur.”
Mahatma Gandhi

2019 yılının Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan bir salgına dönüşen Covid-19 sebebiyle günlük yaşantımız oldukça değişti. World Health Organization (WHO) 12 Mart 2020 tarihinde Koronavirüs’ün “pandemi” olarak değerlendirildiğini açıkladı ve bu durumun olumsuz etkilerinin önüne geçmek için neler yapılması gerektiği hakkında da görüşler sunmaya devam ediyor.

Salgınının merkezinin Asya’dan Avrupa ve Amerika’ya kayması ve virüs taşıyan insan sayısının artış göstermesi nedeniyle birçok hükümet, virüsle mücadele kapsamında kararlar aldılar. Bu kararlar ve öneriler kapsamında iş yerlerinin geçici olarak kapatılması ile birçok işçinin hak kaybına uğraması gündeme geldi. En fazla işçi yoğunluğuna sahip sektörlerden biri olan moda endüstrisinde çalışan hazır giyim işçileri, Covid-19 tedbirlerinden en kötü şekilde etkilenen kesimi oluşturmakta. Gelişmemiş ülkelerdeki hazır giyim işçilerinin çalışma koşulları henüz iyileştirilme aşamasında olduğundan, fabrikaların kapatılması ile usulsüzlükler ve haksızlıklarla karşılaşmaktalar.

Hızlı Moda, Hızlı Üretim: “Fast Fashion”

Son 20 yılda, özellikle tekstil sektöründe moda olan şeyin hızla değiştiği bir döneme girdik. Eskiden mevsimlere göre sezonlar değişirken, şimdi bir yıl içerisindeki sezon sayılarında artışa gidilerek tüketicilerin daha fazla ve daha hızlı kıyafet satın alması özendiriliyor.

“Fast fashion”(hızlı moda) ile tabir edilen bu durum ise hızlı üretim ihtiyacı ile üretim aşamasında değişik koşulların oluşmasına neden oldu. Markalar, iş gücünün daha ucuz olması nedeniyle gelişmemiş ülkelerde üretim yapmaya yöneldiler. Bugün dünya genelinde yaklaşık 40 milyon1 hazır giyim işçisi var ve bu işçilerin birçoğu standartların çok altında koşullarda çalışıyorlar. “Sweatshop/Sweat factory” terimleri ile ifade edilen bu durumun kapsamında; asgari ücretin altında çalışan, iş güvenliği olmayan, çocuk işçilerin yer aldığı, anneliğe, hastalığa vb. durumlara bağlı izinlerin varlığının yok sayıldığı insanlık dışı koşullar yer alıyor.

Emeğin Maliyeti: Sweatshop/Sweat Factory

Pandemi durumu sebebiyle virüsün yayılmasının önlenmesi amacıyla sosyal mesafe kuralına uyulması gerektiğinden, hükümetler tarafından AVM’lerin kapatılması kararları alındığından ve insanların ev karantinasına girmesiyle moda sektöründe talepte önemli bir
düşüş yaşandığından dolayı çok sayıda işçinin birlikte çalıştığı fabrikalar kapatıldı.

Zaten sağlıksız koşullarda çalışmakta olan Sweatshop işçilerinin Covid-19 sonrası çalışmaya devam etmesi düşünülemezdi. Ancak fabrikaların kapatılması ile yeni sorunlar gündeme geldi. Bu sorunlar arasında kısa çalışma ödeneğinden faydalanamayan, herhangi bir destekten yoksun olarak süresiz veya geçici olarak işten çıkartılan, işveren tarafından ücretsiz izne çıkarılmış gibi gösterilerek çalıştırılmaya devam edilen işçiler var.

Truthout’daki yazısında Minh-Ha T. Pham’ın vurguladığı üzere: “Moda tasarımcıları ve moda firmalarının CEO’ları maske yapmaya söz verdiklerinde, maskeleri kişisel olarak yapacak oldukları anlamına gelmez. Hazır giyim üretimi yaptıkları fabrikalarda istihdam ettikleri yerel ve uluslararası hazır giyim işçilerinin bu yeni görevi üstlenecekleri anlamına geliyor.” Halihazırda bu sözü vermiş Christian Siriano, H&M, Zara, LVMH, Kering ve Prada gibi birçok marka var. Bu nedenle, özellikle gelişmemiş ülkelerdeki hazır giyim fabrikalarında çalışan işçilerin haklarının korunması ile ilgili yasal önlemler alınması gerekiyor.

Pandemi Döneminde Markaların Kurumsal Sosyal Sorumluluklarının Sınırı

Gelişen ve değişen dünyada, markalar da sosyal sorumluluk anlayışlarını geliştirmekte ve hatta bunu reklama dönüştürerek ekonomik katkı da sağlamaktalar. İşçilerinin haklarına ve çalışma koşullarına verdikleri önem derecesinde sorumluluklarının sınırını çizerek marka imajlarını oluşturmaktalar.

Kurumsal sosyal sorumluluk; markaların, faaliyet gösterirken toplumun varlığının bilincinde hareket ederek etik değerlere sahip olması anlamına geliyor. Pandemi döneminde, hazır giyim fabrikalarında çalışan işçilerin işten çıkarılması ve destekten yoksun kalmaları
karşısında markaların ve yerel hükümetlerin sorumluluk tartışması gündeme gelmektedir.

ILO, 22 Nisan 2020 tarihinde “Covid-19: Action in the Global Garment Industry” planını yayınladı. Adidas, Bestseller, C&A, H&M Group, International Apparel Federation, Inditex, M&S, NEXT, Primark, PVH Corporation, Ralph Lauren, Tchibo, VF Corporation, Under Armour ve Zalando SE gibi birçok büyük marka da bu eylem planına katılacaklarını açıkladılar.5 ILO’nun eylem planı ile hazır giyim sektöründe çalışan işçilerin gelirleri, sağlıkları ve kriz süresince destek ihtiyaçları konusunda kalıcı sosyal korumalarının sağlanması hedefleniyor.

Planda öncelikli olarak harekete geçilmesi gereken konular ise;

  1. Hükümetleri ve finansal kurumlarını; krediye erişimi hızlandırma, işsizlik ödeneği, gelir desteği, faizsiz/düşük faizli kısa vadeli krediler, vergi azaltma, görev erteleme, mali teşvik ve diğer destek biçimlerine çağırma,
  2. İşletmelerin, hem markaların hem de üreticilerin, işçilerin ve bireylerin ücretlerini ve gelirlerini önemli ölçüde etkileyebilecek benzeri görülmemiş etkilerle karşı karşıya oldukları kabul edilerek; planı onaylayan kuruluşların, çalışanlara ve bireylere hızlı gelir desteği sağlamak için acil yardım fonları ve kısa vadeli krediler yoluyla hızlı ve yenilikçi fon mobilizasyonunu desteklemek için finansal kurumlar, hükümetler ve bağışçılarla işbirliği yapacaklarını taahhüt etmeleri, Ayrıca sosyal koruma planlarını geliştirmek ve işçilerin işlerini; vergi paketleri, sosyal güvenlik ücretleri, geçici işsizlik programları vb. farklı yollarla korumak için destek sağlama,
  3. Fonların, üreticilerin; ulusal yasalara, toplu sözleşmeler ve krizle başa çıkmak için geçerli olan gelir desteği ve iş bulma planlarına uygun ve iş sözleşmelerinden bağımsız olarak bütün işçilerin ücretlerinin ödenmesi ve iş sürekliliğini sağlamaları için kullanmaları,
  1. ILO çekirdek çalışma standartlarına saygıyı; güvenli ve sağlıklı çalışma ortamlarının sağlanması ile teşvik etme,
  2. Krizin etkisine yönelik acil önlemlerin alınabilmesi, sürdürülebilir sosyal koruma sistemlerinin, sosyal servislerin kurulabilmesi ve güçlendirilebilmesi için iş birliği etmenin önemli ve acil durumlarla başa çıkılması ile gelecekteki olası krizlerin etkisinin hafifletilmesinde esas olması,
    Bu planı onaylayan organizasyonların; hazır giyim endüstrisinde çalışmakta olan işçilerin ve işverenlerin sosyal korumalarının sağlanması ve geliştirilmesi için destek vereceklerini ve sürdürebilir sosyal koruma zemininin gelişiminin taahhüt etmeleri olarak belirlendi.

Ayrıca planı onaylayan markalar ve perakendeciler, Covid-19’un zararlı etkilerini sınırlamak için eylemlerde bulunacaklarını taahhüt etmiş bulunmaktalar. Bu eylemler arasında:
a. Üretim aşamasında olan ve üretilmiş olan ürünler için üreticilere ödeme yapmak,
b. Tedarik zinciri ortaklarıyla işin durumu ve gelecekteki planlama hakkında iletişim kurmak için hızlı, açık ve etkili kanalları sağlamak,
c. Mali koşulları izin verdiği ölçüde fabrikalara doğrudan destek vermelerini değerlendirmeleri yer alıyor.

Dünyada En Çok Hazır Giyim İşçisi Olan Ülkelerden Medya Raporları

Dünyada en fazla hazır giyim işçisinin çalıştığı ülkelerin başında gelen Bangladesh, Cambodia ve India’daki işçilerin büyük bir kısmı, fabrikaların kapatılması ve ulusal yasalarına bağlı olarak maaşlarının mücadelesini veriyorlar. Fabrikaların çoğu Mart, hatta
bazıları Şubat ayından beri işçilerinin maaşlarını ödemiyorlar.

Jasim Uddin’in 13 Nisan 2020 tarihli The Business Standard’daki haberine6 göre; birçok işçi, ülkelerinde karantina ilan edildikten sonra evlerine ve köylerine döndüler ve karantina kaldırıldıktan sonra tekrar fabrikalara çağırıldılar. Ancak geçmiş maaşları
ödenmeden çalışmaya devam etmelerine rağmen emekleri için herhangi bir ödeme almış değiller.

Sendika aktivisti ve köşe yazarı Andrew Tillett-Saks’ın Nisan ayındaki raporuna7 göre de, ZARA ve Mango için üretim yapan Myanmar’daki hazır giyim fabrikalarında çalışan işçiler arasında sendika üyeleri öncelikli olmak üzere Covid-19 nedeniyle işten çıkarılmaya gidildi. İşten çıkarılan işçiler, fabrikanın önünde eylem yaptılar ve markaların pandemi durumunu işçilere saldırmak için bahane olarak kullandıklarını ileri sürdüler.

Asya’daki çeşitli fabrikalarda çalışan hazır giyim işçilerinin hakları için Covid-19 özelinde verdikleri mücadele devam ediyor. Son olarak 6 Mayıs 2020 itibariyle Clean Clothes Campaign’in raporuna8 göre; Bangladesh’in Savar bölgesinde virüs testi pozitif çıkan işçi sayısı 20 olarak tespit edildi, Indonesia’daki işçilerin geçmiş ay maaşları ödendi ancak bir daha ne zaman ödeme alacakları bilinmiyor ve Myanmar’da mevcut durumu protesto eden 11 Antigua and Barbuda Free Trade Union (Antigua ve Barbuda Serbest Ticaret Sendikası) aktivisti tutuklandı.

Hükümetlerin Pandemi Sürecinde İşçileri İlgilendiren Yaklaşımları

Hükümetler, pandemi krizinin ekonomideki etkisini kontrol altına almaya çalışırken farklı politikalar izlemekteler. Bu politikalara bağlı olarak da Amerika9 gibi bazı ülkelerde işsizlik seviyesi son yıllardaki en büyük artışını gösterirken, İngiltere ve Danimarka gibi bazı ülkelerde ise böyle dramatik bir değişim söz konusu değil. Birçok ülkenin salgınla baş etme yöntemlerine karşı genel olarak farklı bir tavır içerisinde bulunan İskandinavya ülkelerinin10 aldıkları kararların doğruluğunu teyit edebileceğimiz bir aşamaya henüz gelmedik. Ancak görünen itibariyle özellikle işsizliğin kontrol altına alınması noktasında başarıya ulaşacakları öngörülüyor.

Pandemi sebebiyle gelir akışı duran işletmeler, işçilerini işten çıkarma yoluna gittiler. Ancak hükümetin, işletmelere maddi destek sağlayarak işçilerin maaşlarının bir kısmının ödenmesini sağladığı ülkelerde işçilerin işten çıkarılması sorunu kontrol altına alınmaya çalışılıyor.

Türkiye’de ise 17 Nisan 2020 günü Resmi Gazete’de yayınlanan ve kabul tarihi 16/04/2020 olan “Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”11 ile çeşitli alanlarda düzenlemeler yapılarak mevcut salgın durumunu iyileştirmeye ve kontrol altına almaya yönelik adımlar atıldı. Kanunla büyük oranda iş hukuku alanında değişikliklere gidildi.

Yapılan değişikliklere göre, kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle iş veya hizmet sözleşmeleri işverenler tarafından feshedilemeyecek. Ancak işverenler, işçileri üç ayı geçmemek üzere tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilecekler. Bu şekilde ücretsiz izne ayrılan işçilere, bu durum sözleşmeyi haklı nedenle feshetme imkânı vermeyecek. İşveren tarafından ücretsiz izne ayrılan ve belirtilen koşulları sağlayan işçilere de Fondan ücret desteği sağlanacak. Ücretsiz izne ayrılarak nakdi ücret desteğinden yararlanan işçilerin, işverenler tarafından fiilen çalıştırılmaya devam ettirildiklerinin tespit edilmesi halinde işverenler idari para cezasıyla karşılaşacak.

Türkiye’de çalışmakta olan hazır giyim işçileri özelinde yaşanan gelişmeler ise şöyle:

2 Nisan 2020 – İHKİB12 tarafından yayınlanan bildiride13; siparişlerin iptal edilmesi ve ödemelerin durdurulması halinde çok sayıda işçinin maaşlarının ödenmeyeceği veya işsiz kalacakları gibi dramatik sonuçlar ortaya çıkacağı beklendiğinden, ticaret ortaklarından imal aşamasında olan ve üretilmiş ürünler için normal ödemelerin devam ettirilmesi isteğinde bulunuldu.

6 Nisan 2020 – İzmir’de bulunan ve 1800’den fazla işçinin çalıştığı Akar tekstil fabrikasında virüs taşıyan işçiler tespit edildi. Hükümet, fabrikanın çalışmaya devam etmesi için izin verdi ancak birçok işçi sağlıksız koşullarda çalışmayı reddettiğinden yasal yollarla izin kullanabilmenin yolunu aradıkları rapor edildi.

10 Nisan 2020 – İşten çıkarmalar 3 ay boyunca yasaklandı. Hükümet, işçilerin maaşlarının %60’ını ödemeyi teklif etti. Devlet bankaları da bu süreçte işçilerin işten çıkarılmalarının önüne geçmek için şirketlere krediler öneriyorlar.15

20 Nisan 2020 – Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 13 ülke tarafından Covid-19’un ekonomik etkilerinin önüne geçmek amacıyla tedarik zincirlerinin açık tutulacağı rapor edildi.

4 Mayıs 2020 – İstanbul Sanayi Odası’nın raporuna göre Türkiye’nin üretim sektöründeki satın alma yöneticileri endeksi Nisan ayında küresel finansal krizden bu yana en dik düşüşü yaşadı.

Sonuç

Halen moda endüstrisinde çalışan birçok işçinin çalışma koşulları, özellikle son 20 yılda fast fashion akımının da etkisiyle standartların çok altında ve iyileştirilmiş değil. 2013 yılında Bangladesh’te, bir hazır giyim fabrikası olan Rana Plaza’nın çökmesiyle 1134 işçi hayatını kaybetmişti. Bu olay sonrasında moda endüstrisinde emeğin gerçek değeri tartışılmaya başlandı ve markaların aldıkları sorumluluklar imajlarının oluşmasında önemli bir yere sahip oldu.

Üretim aşamasının gelişmemiş ülkelerde tamamlanmasının bir sonucu olarak işçiler ulusal yasalarla haklarını koruyamamaktalar. İşçileri koruyan uluslararası organizasyonların sürdürülebilirlik çabaları, markaların desteği olmadan hedefine ulaşamıyor. Bu nedenle, özellikle pandemi gibi kriz zamanlarında, iş ilişkisinde daha kırılgan taraf olan işçilerin haklarının korunmasında işbirliği içinde olmaları önem arz ediyor.

İçerik: Cemre Belçim GÖLBAŞI

İçeriği beğendiniz mi?

tr_TRTR

Moda

Hukuku

Eğitimleri

Başlıyor.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp

Sign up for our Newsletter

iPhone

Lorem ipsum dolor sit amet

MacBook

Sed do eiusmod tempor incididunt

iPad

Tempor incididunt ut labore et dolore