Modanın Geleceği: Giyilebilir Teknoloji - I LAW FASHION
Yukarı
a

I LAW FASHION

Modanın Geleceği: Giyilebilir Teknoloji

“The way I see it, everything in fashion has been done over and over again. I decided very early on that the only way you can do something new is by using technology.”

Hussein Chalayan

Teknoloji, hayatımızın ayrılmaz bir parçası olarak birçok endüstrinin merkezinde yer aldığı gibi tekstil endüstrisi için de hayati bir rol oynuyor. Ancak günümüzde bu rol klasik teknoloji kullanımının çok ötesine geçmiş durumda. Sanayinin gelişimiyle tekstil teknolojisi de oldukça yol kat etti. Çeşitli kumaşlar, uzun ömürlü elyaflar ve son olarak klasik kumaş kullanımının ötesinde: giyilebilir teknoloji. Teknolojiyi yalnızca kıyafet üretiminde kullanmıyoruz, artık giyiyoruz. Giyilebilir teknoloji karşımıza tasarım, bilim ve modanın kesiştiği, bünyesinde tasarımcıların yanı sıra mühendisleri, bilim adamlarını da barındıran disiplinler arası ve yenilikçi bir alan olarak çıkıyor. Bu yazıda giyilebilir teknoloji kavramına, moda sektöründe yer alan bazı giyilebilir teknoloji örneklerine ve giyilebilir teknoloji ürünlerine sağlanan hukuki korumaya yönelik genel bir bakışa yer verildi.

            Giyilebilir Teknoloji Kavramı

Bu kavram aslında yeni değil. Sağlık sektöründen iletişim, güvenlik, spor sektörlerine birçok alanda kullanılıyor. Bizim konumuz ise moda sektöründe konumlandığı yer. Tekstil ürünleri kullanım amaçları bağlamında toplumun algıları ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda durmaksızın farklı yönlere eviriliyor. Üretim şekilleri, teknikler, kullanılan malzemeler değiştikçe moda tasarımları da bu yönde şekilleniyor. Geleneksel tasarımlar yerini yenilikçi, avant-garde tasarımlara bırakıyor.

Günümüzde giyilebilir teknoloji ürünleri genellikle akıllı saatler ve bilek bantları olarak karşımıza çıksa da ürünler moda sektöründe Apple Watch, Google Glass gibi ürünlerden çok daha geniş alana yayılmış durumda. Bu ürünlerden bazılarında estetik kaygı ön plana çıkarak ürün “esere” yaklaşırken, bazı ürünlerde performans kaygısı ön plana çıkıyor. Böylece ürünler daha dayanıklı ve işlevsel formlarda üretiliyor. Giyilebilir teknoloji kavramını açıklamak için kimi zaman elektronik tekstil, e-tekstil olarak da adlandırılan akıllı tekstil (smart textile) kavramından da bahsetmek gerek. Akıllı tekstiller kullanıcıya geleneksel giysilerin sağlamadığı işlevler ve yetenekler sunan, genellikle akıllı bir giysi ile sonuçlanan çeşitli teknolojilerle entegre kumaşlar olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda estetiğe odaklanan ve performansa odaklanan tekstiller olarak iki gruba ayrılabilir. Giyilebilir teknoloji ise özet olarak vücutta taşınan bilgisayımsal ve duyusal cihazların icadı, tasarlanması, meydana getirilmesi, kullanılması çalışması veya uygulaması olarak tanımlanabilir.

Giyilebilir teknolojinin ilk örneklerini yıllar öncesinde görmekteyiz. Modern anlamda ilk giyilebilir teknoloji ürünü 1961 yılında Edward O. Thorp ve Claude Shannon tarafından icat edilmiştir. Cihaz, oyunlarda hile yapmak amacıyla tasarlanmış olup ayakkabı tabanlı bir zamanlama cihazıdır.

Günümüzde giyilebilir teknolojinin moda sektörüyle buluştuğu örnekler çok daha fazla. Bu örnekler arasında Issey Miyake, Helmut Lang, Iris van Herpen gibi tasarımcıların yanı sıra ünlü Türk moda tasarımcısı Hüseyin Çağlayan’ın yenilikçi tasarımlarını da görmekteyiz. Yazının devamında ünlü moda markalarına ait giyilebilir teknoloji örneklerinden bahsedeceğiz.

1) Hussein Chalayan

Hüseyin Çağlayan teknoloji ile modayı en çok birleştiren, bu alanda en çok çalışma yapan moda tasarımcılarından biri. Bu çalışmaların henüz giyilebilir teknolojiye dair bildiğimiz birçok ürün ortada yokken yapıldığını görmek mümkün. Çağlayan’ın SS/08 koleksiyonunda yer alan, yapımında led ışıklardan faydalandığı “Lazer Dress”, SS07 koleksiyonundaki kendiliğinden değişen ve her biri modanın farklı bir dönemini temsil eden “Morphing Dresses” bunlardan yalnızca birkaçı. Çağlayan’ın Intel ile iş birliği yaptığı SS17 koleksiyonunda ise modeller podyumda yürüdükleri sırada stres seviyeleri üstlerinde yer alan gözlükler ve kemerler aracılığıyla duvara yansıtılıyordu.

Figure 1 Hussein Chalayan SS07 One Hundred & Eleven

Figure 2 Hussein Chalayan x Intel SS17

2) Tommy Hilfiger – Solar-Powered Jacket

O yıllardan bu yana giyilebilir teknoloji alanında gelişmeler birbirini izledi ve akıllı gözlükler, bluetooth kulaklıklar derken 2014 yılında Tommy Hilfiger tarafından ilk güneş enerjili ceket piyasaya sürüldü. Ceketin üzerindeki ayrılabilir paneller, kullanıcıların telefonlarını şarj etmesini mümkün kılıyordu. Güneş panelleri, taşınabilir güneş ürünleri üreticisi Pvilion tarafından geliştirilen bir silikon teknolojisinden meydana geliyordu. Ceketin astarında yer alan kordon, güneş panellerini cepte bulunan pil takımına bağlıyor, bu sayede pil takımı standart bir mobil cihazı dört kez şarj edebilecek kapasiteye sahip hale geliyordu. Güneş panellerinin istenildiği zaman kolayca çıkarılıp takılabilmesi tasarım anlamında da ceketi tercih edilir kılıyordu.

Figure 3 Solar-Powered Jacket

4) Levi’s x Google – Jacquard Commuter Trucker Jacket

Günümüze en yakın örneklerden biri Levi’s ve Google iş birliği ile üretilen dokunmatik özellikli bir denim ceket. Kol kısmındaki dokunmatik yüzey ile kontrol edilebilen ceket, bluetooth bağlantısı yoluyla akıllı telefona entegre olabiliyor. Kullanıcılar dokunmatik yüzey aracılığıyla içeriği yana kaydırmak, aramalara yanıt vermek gibi işlemleri yapabiliyor ve tüm bunları yaparken ürün yalnızca alışılagelmiş bir denim ceket gibi görünüyor. Levi’s yetkilisi Dillinger ceketten bahsederken “Bu ürüne ekstra özen göstermeniz gerektiğini düşünüyor olabilirsiniz. Ama unutmayın, bu bir giysi, bir cihaz değil” diyor.

Figure 4 Jacquard Commuter Trucker Jacket

5) L’Oreal – My Skin Track UV

L’Oreal tarafından 2018 yılında piyasaya sürülen ürün vücudun maruz kaldığı ultraviyole ışın miktarını ölçerek hafızasında tutabiliyor. Giysilere iliştirilebilen sensör akıllı telefonlar ile senkronize olabiliyor. Kullanıcı sensör sayesinde ne kadar güneş ışığına maruz kaldığını görebiliyor.

Figure 5 My Skin Track UV

Bunlar moda ile teknolojinin iç içe geçtiği örneklerden yalnızca birkaçı. Günümüzde bu örnekler sayılamayacak derecede çoğalmış ve günlük hayatımızın merkezinde kendisine yer edinmiş durumda. Bununla birlikte giyilebilir teknoloji ürünleri kompleks yapıları sebebiyle veri gizliliğinin sağlanması gibi problemlerin yanı sıra fikri mülkiyet bağlamında bazı problemlere de sebebiyet verebiliyor. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde bir sinemada oynatılan filmi “Google Glass” ürününü kullanarak kaydettiğinden şüphelenilen kişi yakalanmış, akıllı gözlükleri incelenmesi için teslim etmesinin ve kayıt yapılmadığının anlaşılmasının ardından salıverilmişti. Motion Picture Association of America ile National Association of Theatre Owners bir açıklama yayınlamış, böylece bilinen kayıt cihazlarının yanı sıra kayıt yapabilen giyilebilir teknoloji ürünlerinin de sinema salonlarında kullanımı yasaklanmıştı.

2013 yılında sağlık konusunda koçluk hizmeti sunan cihazlar üreten Fitbug şirketi, giyilebilir fitness takip cihazları üreten Fitbit’e marka ihlali iddiasıyla dava açmıştı. Fitbit’in davaya konu ürünleri 2008 yılında tanıtmış olması ve Fitbug’ın 2013 yılına dek bu hususta bir eylemde bulunmamış olması sebebiyle Fitbug davayı kaybetmişti. Kararda Fitbug’ın en geç Fitbit’in piyasaya sürümünden sonra, Eylül 2008’de karıştırılma ihtimali bulunduğunu biliyor olması gerektiği, bu aşamada basiretli bir iş insanının somut olayda karıştırılma ihtimali bulunduğunu fark etmiş olması gerektiği belirtilmişti.

Fikri mülkiyet bağlamında bir diğer sorun da patent ihlali konusunda yaşanmıştı. Adidas, Under Armour’ın bazı fitness takip cihazları ile ilgili kendisine ait patentleri ihlal ettiğini ileri sürerek dava açmıştı. Dava, Under Armour’un satın aldığı fitness teknolojisi şirketi MapMyFitness tarafından satılan ürünlerle ilgiliydi. Adidas’ın ürettiği “miCoach” ise yine bir fitness cihazı olup kullanıcıların egzersizlerini optimize etmelerine olanak sağlayan bir web uygulaması ve sesli koçluk hizmeti sunuyordu. Adidas’ın davadaki iddiası Under Armour ve MapMyFitness’ın kendisine ait on patenti ihlal ettiğine ilişkindi. Ayrıca Adidas, Under Armour’ın da bu patentler hususunda önceden bilgisinin olduğunu, zira Under Armour’ın İnovasyon ve Araştırma Yöneticisi’nin daha önce Adidas’ta çalışmış olduğunu, bu sebeple Adidas’ın patent portfolyosu hususunda bilgisi olduğunu ileri sürüyordu. İlerleyen aşamalarda Adidas ve Under Armour gizli bir anlaşmaya vardılar. Anlaşmanın detayları belirtilmese de Adidas’ın lisans bedellerinin Under Armour ve MapMyFitness tarafından ödenmesi karşılığında Under Armour’a bazı patentleri kapsayacak şekilde lisans vermeyi kabul ettiği açıklandı.  Bu dava anlaşma ile sonuçlanmış olsa da durum her zaman böyle olmuyor. Bu sebeple birçok yaratıcı üründe olduğu gibi giyilebilir teknoloji ürünlerinde de etkili bir fikri mülkiyet korumasının sağlanması büyük önem arz ediyor. Bu noktada özellikle bir konunun tartışılması gerekiyor; giyilebilir teknoloji ürünleri nasıl korunabilir? Ürünlerin hibrid yapısı bu soruya cevap olarak kesin yargılarda bulunmamızı engelliyor.

Konu giyilebilir teknoloji olduğunda ürünün dış görünümünün oldukça önemli bir rol oynadığı su götürmez bir gerçek. Bu anlamda ürünlerin tasarımları bağlamında etkili hukuki koruma sağlanması oldukça önemli. Bir giyilebilir teknoloji ürününün teknoloji unsurunu oluşturan yazılım veya bilgisayar programı unsurunun patentlenebilme şartları yargı sistemine göre değişiyor. Bu süreç bazı yargı sistemlerinde diğerlerine göre daha kısa sürebilir ya da daha kolay sonuçlanabilir. Örneğin ürün eğer şartlarını sağlıyorsa hukuk sistemimizde karşılığı bulunmayan “design patent” olarak korunması mümkün olabilir. Design patent en basit anlatımla ürünün nasıl göründüğünü konu alır ve görünümü korur. Diğer bir koruma çeşidi olan utility patent ise ürünün kullanım şeklini ve çalışma şeklini korur. Görünüm odaklı moda sektöründe daha çok design patent korumasına rastlasak da bazen utility patent olarak korunan ürünlere de rastlanmaktadır. Bir giyilebilir teknoloji ürünü, sui generis niteliği gereği içinde barındırdığı bağlantılar, sensörler, kitler, mekanik parçalar, arayüzler gibi fonksiyonel unsurların korunması açısından utility patent konusu da olabilecektir. Bu bağlamda örneğin moda ve teknolojinin buluştuğu, yeni, inovatif bir kumaş türü utility patent için iyi bir aday olabilecektir. Buna örnek olarak Uniqlo’nun patentli HEATTECH ürünü verilebilir. Benzer şekilde Nike firmasına ait “Nike Adapt BB” modeli giyen kişinin ayağına uyum sağlayan bir bağcık sistemine sahip ve bir akıllı telefon uygulamasına bağlı olarak çalışabilen bir model olup utility patent kapsamında korunmaktadır.

Figure 6 Nike Adapt BB

Bunun yanı sıra ürünün görünümünü meydana getiren süslemeler design patent’in koruma kapsamına girecektir. Bu anlamda moda tasarımının önemli bölümünü oluşturan dekoratif görünüm özellikleri açısından daha çok bu koruma türü tercih edilmektedir. Örneğin Google’ın Google Glass akıllı gözlüğü de design patent koruması altındadır.  

Görüldüğü gibi şartları sağlıyorsa bir giyilebilir teknoloji ürününün kendisine özgü özelliklerine göre hem design patent hem utility patent olarak korunması mümkün olabilecektir. Böyle bir durumda ürüne patent koruması sağlanana dek süreç gizliliğinin korunması da oldukça önemlidir.

Giyilebilir teknoloji ürünlerinin marka koruması ile korunması da mümkündür. Marka koruması bilindiği üzere geniş bir içeriği kapsamına almakta (yalnızca kelimeler veya şekiller değil, renkler, sesler, hareketler gibi). Kapsamının genişliği ve patent koruması sağlamanın kimi zaman birçok açıdan zor olması marka korumasını giyilebilir teknolojiler anlamında da tercih edilir kılıyor.

Moda sektöründe marka unsurunun önemi düşünüldüğünde bu koruma şekli daha da önem kazanıyor. Marka korumasının giyilebilir teknoloji ürününün tamamı için sağlanması genellikle mümkün olmuyor, böyle durumlarda giyilebilir teknoloji ürününün adının veya logosunun korunması ise mümkün görünüyor. Yine patent ve telif korumasının ürünün tasarım ile ilgili özelliklerini korumada yetersiz kalması durumunda marka korumasının boşluğu doldurması mümkün olabiliyor. Ayrıca patent korumasının süre bakımından sınırlı olması karşısında marka koruması yenilenerek devam ettirilebiliyor.

Günümüzde giyilebilir teknolojinin gelişmesiyle hukuk sistemlerinde ve marka sınıflandırmalarında giyilebilir teknoloji ile ilgili kavramlara yer verilmesi de bekleniyor. Bu koruma türlerinin yanı sıra giyilebilir teknoloji ürünlerinin efektif şekilde korunabilmesi adına telif hukuku kapsamında korumanın sağlanabileceği, hukuk sistemimizde yer almayan “trade dress” sisteminden faydalanılabileceği de tartışılan konular arasında. Trade dress koruma sistemi bir ürünün genel görünüm, biçim, renk, doku gibi özelliklerini kapsamına alıp ürünün içerdiği fonksiyonelliği ise kapsamına almıyor. Bunun yanında giyilebilir teknoloji ürünleri doğası gereği fonksiyonelliği de barındırıyor. Ayrıca trade dress koruması için gereken şartların sağlanması uzun zaman alabiliyor; giyilebilir teknoloji ürünleri ise sürekli gelişerek şekil değiştirdiğinden bu zaman gerekliliğinin her koşulda sağlanması mümkün olmuyor. Bu sebeplerle trade dress sistemi giyilebilir teknoloji ürünleri için diğer koruma sistemleri ile karşılaştırıldığında en uygun koruma yolu olmayabiliyor.

Sonuç

Son yıllarda moda ve teknolojinin birlikteliği hiç olmadığı kadar sık görülüyor. Öyle ki Council of Fashion Designers of America ile Intel arasında giyilebilir teknoloji alanında stratejik bir iş birliğine imza atıldı. İş birliği ile, teknoloji geliştiriciler ile moda tasarımcıları arasında bir birliktelik yaratılıyor ve iki sektör arasında iletişimin kuvvetlendirilmesi hedefleniyor. Benzer iş birliği örneklerine günümüz dünyasında sıklıkla rastlayacağız gibi görünüyor. Yine bazı teknoloji firmaları moda şirketleriyle anlaşmalar yapıyor. Örneğin fitness takip cihazı üreten Fitbit, ünlü moda markası Tory Burch ile iş birliği yapmıştı. Benzer şekilde Google, ünlü Google Glass ürününde Ray Ban ve Oakley üreticisi Luxottica ile çalışmış; ünlü tasarımcı Diane von Furstenberg ile iş birliği yaparak DVF | Made for Glass” isimli bir koleksiyon piyasaya sürmüştü. Apple, Apple Watch cihazı için Hermès ile iş birliği yapmıştı. Bazı teknoloji firmaları ise moda sektöründen isimleri kadrolarına katmayı tercih etti: Apple’ın, ünlü moda markaları Yves Saint Laurent bünyesindeki Paul Deneve ve Burberry bünyesindeki Angela Ahrendts isimlerini kendi kadrosuna katması gibi.

Günümüzde giyilebilir teknoloji ürünlerinin tasarımı, üretimi, satışı ve bu yöndeki kullanıcı talepleri hiç olmadığı kadar artmış durumda. Bu durum verilerin korunması, veri gizliliği gibi hukuki problemlerin yanı sıra fikri mülkiyet hukuku bağlamında da problemlere yol açıyor ve bu sorunlar ürünlere etkili bir fikri mülkiyet koruması sağlanmasını şart kılıyor. Bu noktada giyilebilir teknoloji ürünleri için somut olay bazında inceleme yapılarak uygun olan hukuki korumanın vakit kaybetmeden tercih edilmesi de önem arz ediyor. Bir gün tüm moda ürünleri giyilebilir teknoloji olarak nitelendirilebilecek mi, yoksa giyilebilir teknoloji niş bir kategori olarak mı varlığını sürdürecek bilinmez ancak hem moda endüstrisinin hem teknoloji sektörünün ayrılmaz bir parçası olarak büyümeye devam edeceği kuvvetle muhtemel görünüyor. Sektörün büyüme hızı karşısında konu hakkındaki farkındalığın hem üreticiler hem tüketiciler nezdinde artması da önem taşıyor ve bu sebeple giyilebilir teknoloji ürünleri hususunda gerekli fikri mülkiyet korumasının üretici şirketler tarafından etkili ve hızlı şekilde sağlanması gerekiyor.

Aslı Bulut

Aslı Bulut

Founding Partner at Bulut&Dedebaş Law and Consultancy

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn

İçeriği beğendiniz mi?

tr_TRTR

Moda

Hukuku

Eğitimleri

Başlıyor.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp

Sign up for our Newsletter

iPhone

Lorem ipsum dolor sit amet

MacBook

Sed do eiusmod tempor incididunt

iPad

Tempor incididunt ut labore et dolore