Moda ve Teknolojinin İş Birliği - I LAW FASHION
Yukarı
a

I LAW FASHION

Moda ve Teknolojinin İş Birliği

Dijitalleşen dünyada modanın geleceği her zamankinden daha parlak! Teknolojik unsurların, hayatımızın vazgeçilmez parçası haline gelmesiyle dijital bir çağda yaşamaya başladık. Haliyle tasarımcılar da yeni teknolojiye bir şekilde ayak uydurup çağın gerisinde kalmaktan kaçınmak durumunda. Her zaman, daha önce yapılmayanı düşünüp ona göre ilerlemek zorunda. Av. Burcu Kaya’nın “Moda Sektöründe Yapay Zeka ve Eser Sahipliği” başlıklı araştırma yazısında da değindiği gibi, dijitalleşen dünya modelinde artık moda sektörüyle teknolojiyi iç içe düşünmemiz gerekiyor. Bildiğiniz gibi teknoloji, dipsiz bir kuyu. Doğuracağı her bir yenilik, bambaşka bir geleceğe kapı aralıyor. Özellikle pandemiyle beraber, teknolojinin yarattığı değişim dönüşüm sürecinin hızına yetişilemez oldu. Fiziksel defileler dijitale döndü, mankenlerin yerini dijital modeller aldı hatta akıllı stil danışmanlığı hizmeti verilmeye başlandı. Örneğin Lil Miquela, CGI teknolojisiyle yaratılan ve bir yapay zeka teknolojisinin ürünü olan dijital bir karakter, Prada ve Calvin Klein gibi ünlü markalarla çalışıyor. Kendisinin şu an Instagram’da 2.5 milyona yakın takipçisi var.

Moda sektöründe yapay zekanın ilk örneklerini 2016 yılında H&M ile gördük. Markayı o dönemlerde diğerlerinden ayıran nokta, bu uygulama sayesinde tüketiciyi anında ağına alarak etkileşim sağlamasıydı. H&M bunu, Chatbot ile sağladı. Chatbot, diyolog bazlı bir yapay zeka uygulamasıdır. Marka bu yolla, müşterileri ürün satın almaya teşvik ederek tamamen internet üzerinden zevklerine uygun stil önerileri sunuyordu. Böylelikle tüketici, mağazaya gitmesine gerek kalmadan alışverişini tamamlıyordu. Günümüzde, müşteri tabanını zenginleştirmeyi amaçlayan bu yenilik, müşteriye kişisel hizmet sunar hale geldi. Özellikle pandemi etkisiyle, Burberry, Levis, Tommy Hilfiger ve Estee Lauder gibi pek çok marka internet sitelerinde Chatbot uygulamasına yer veriyor. Böylelikle tüketici online alışveriş esnasında kendini yalnız hissetmeden aradığı, beğendiği ürünler konusunda ihtiyaç duyduğu desteği alıyor. Nitekim Chatbot’ların önümüzdeki 5 yıl içinde en iyi yapay zeka uygulaması haline geleceğini belirten birçok tez var. Hatta 2020’den sonra müşteri ve marka ilişkilerinin %95’inin Chabot’lara dayanacağı söyleniyor.

İkinci çıkışı 2019 yılında Gucci yaptı. Yapay zeka teknolojisiyle donatılan bir uygulamayla müşterilerin sanal ortamda Ace sneakerlarını denemesini sağlayan marka, bu atılımıyla ayakkabıda artırılmış gerçekliği sunan ilk marka ünvanını sahip olmuştu. “Gucci App” sneakerların ayağınızda nasıl duracağını gösteren AR teknolojisi ile, kamerayı tuttuğunuzda size sanal olarak ayakkabıyı deneme şansı veriyordu.  Beğenirseniz uygulama, sizi otomatik bir şekilde markanın internet sitesine yönlendiriyor ve modeli satın almanızı sağlıyordu. “Gucci App” uygulamasının iOS’ta olması da bu teknolojinin bizlere ulaşmasını kolaylaştırmıştı.

Gucci’den sonra, ayakkabı uygulamalarında gücü eline alan Nike oldu. Yapay zeka desteğiyle ayakkabı numaranızı bulmanıza yardımcı olan “Nike Fit” adında bir mobil uygulama yarattı. Duvara yaslanarak düz bir zemin üzerinde ayaklarınızı kameranın görebileceği şekilde konumlandırarak tarama işlemini başlatıyordunuz. Bunun sonucunda uygulama size, ayakkabı numaranıza en uygun ayakkabı seçeneklerini sunuyordu.

Moda markalarının gibi yapay zekayı, perakendeciliğe taşıyanlar da var: Çin devi Alibaba, “FashionAl” uygulamasıyla mağazalardaki alışveriş deneyimini online’a taşıdı. “FashionAl”, içeriğindeki yapay zeka sayesinde müşterilere, tarzlarına uygun kıyafetler sunma hizmeti veriyordu. Aynı zamanda, özel olarak oluşturulan veri tabanıyla arz ve talebi tahmin ederek etkili müşteri kitlesini oluşturuyordu. Bu yolla müşteriler hakkında gerekli bilgileri toplayan yapay zeka, Alibaba gibi parekendecilerin hızla veri toplayıp işlemesine destek oluyordu.

Tekstil sektöründe rekabet her geçen gün daha da artıyor. Dolayısıyla markaların, farklı stratejiler geliştirerek teknolojiyi modaya bir şekilde entegre etmeleri gerektiği aşikar. Ancak bu tarz projeler sunmanın yanında, müşterinin ilgisini çekmek de kilit noktalardandır. İnanılmaz şovlarla tüketicinin gözünü boyayıp onu, ürün aldırmaya teşvik etmek, markaların işi çünkü! Bu amaçla yola çıkan, yapay zeka teknolojisini ustalıkla kullanarak ağzımızı açık bırakan defileler yapan markalar var. Mesela, Dolce & Gabbana.

Marka bu seneki Sonbahar-Kış 2021 kreasyonunda, moda ve teknolojinin birlikteliğinden doğan bir işe imzasını attı. Cenova araştırma merkezinde yapay zeka üzerine çalışmalar yürüten İtalya Teknoloji Enstitüsü’nün, markaya ortak olması bir hayli ses getirdi. Öyle ki Enstitü’nün defileye özel olarak hazırladığı robotlar, mankenlerle aynı podyumu paylaştı. iCUB ve R1 isimli çok işlevli robotlar, defilenin açılışını da yaparak mankenleri sollamış oldu. Robotların koleksiyona dijital bir ruh katmasını amaçlayan Dolce & Gabbana, moda ve teknolojinin harmanlanmasıyla ortaya çıkan bu defileyle çıtayı iyice yükseltti. Domenico Dolce ve Stefano Gabbana, yaptıkları basın açıklamasında yeni koleksiyonları için şu açıklamaları yaptı :“DNA’mızı dijitalleştirerek yeni nesile bu şekilde sunmak istedik. 90’lardan kalan hit parçalarımız böylelikle fütüristik bir boyut kazandı.” Yapay zeka kavramını defileye taşıyan marka bu hamlesiyle gelecek koleksiyonlarının da dijital konseptle devam edeceğinin sinyallerini verdi. Dijitalleşen dünya görüşü, moda sektöründeki hakimiyetini korurken Dolce & Gabbana’nın robotlarla defilesini bütünleştirme fikrine pek şaşırmadık. Altın çağlarını 90’lı yıllarda yaşayan markanın, o dönemlere atıfta bulunarak hit parçalarını günümüze uyarlaması, bizi geçmişten geleceğe dijital bir yolculuğa çıkarmış oldu.

Bunu bir sonuca bağlamam gerekirse; yapay zekanın modayı etkisi altına aldığı gözle görülüyor. İleriye dönük baktığımızda, moda endüstrisinin, bilgisayar ve veri algoritmalarıyla beraber yakalayacağı ritim bizi heyecanlandıracak gibi duruyor. Verdiğim örneklerden, markaların yavaş yavaş yaratıcılık sınırlarını aşarak çok boyutluluğa ulaştığı ve dijitale teslim olduğu anlaşılıyor. Bu nedenle robotlar, dijital etkinlikler, mobil uygulamalar ve sanal modeller görmeye şimdiden alışsak iyi olur. Moda endüstrisinde teknolojik yenilikler giderek daha önemli bir hal alırken moda markalarının ne gibi teknolojilerle adlarından söz ettireceğini merakla bekliyoruz.

Zülal Ayyüce

Zülal Ayyüce

Student Representative at Moda Hukuku Enstitüsü

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn

İçeriği beğendiniz mi?

tr_TRTR

Moda

Hukuku

Eğitimleri

Başlıyor.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp

Sign up for our Newsletter

iPhone

Lorem ipsum dolor sit amet

MacBook

Sed do eiusmod tempor incididunt

iPad

Tempor incididunt ut labore et dolore