Moda Sektöründe Yapay Zeka ve Eser Sahipliği - I LAW FASHION
Yukarı
a

I LAW FASHION

Moda Sektöründe Yapay Zeka ve Eser Sahipliği

“Çünkü her aracımız, Daidalos’un yaptığı heykeller ya da ozanın, “Kendiliklerinden tanrının toplantısına girerler,” dediği Hephaistos’un tekerlekli sehpaları gibi, biz söyleyince ya da gerektiğini kendisi görerek işlerini yerine getirebilseydi – diyelim, dokuma tezgâhının mekiği kendiliğinden gidip gelse, lirin mızrabı kendiliğinden çalsaydı.”

Aristotales, Politika

Günümüz teknolojisinde bir fenomen haline gelen yapay zeka, elimizdeki akıllı cihazlardan kullandığımız e-ticaret sitelerine; savunma sanayisinden sanata her alanda kullanılıyor. Teknoloji her zamankinden daha hızlı ilerliyor ve robotlar, makineler moda sektöründe kendilerinden sıkça söz ettiriyor. Dijitalleşen dünyada doğası gereği teknoloji ile yakın ilişki içinde olan moda sektörü aynı zamanda teknolojiye yatırım yaparak çeşitli iş birliklerinde bulunuyor. Dijital defilelerden, dijital modellere; stil danışmanlığı yapan uygulamalardan akıllı mağazalara kadar yapay zeka moda sektöründe tam bir iş bitirici. Yaratıcılığın kullanılabilir materyallere dönüştüğü moda sektöründe yapay zeka kullanımı git gide artacağa benziyor.  Şimdilik tasarımcıların asistanlığını yapan yapay zekaların ileride tasarımcı olmayacağını kim söyleyebilir? Bu araştırma yazısında amaç, moda sektörü kapsamında yapay zeka ürünlerinin eser sahipliğini incelemektir.

Moda tasarımları, Türkiye’de Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında yeni ve ayırt edici olduğu takdirde tasarım olarak korumadan yararlanırken aynı zamanda Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku (FSEK) kapsamında eser özelliği taşıyorsa eser olarak kümülatif bir korumadan yararlanır. FSEK kapsamında eser sahibi, eseri meydana getiren kişiyi, eser ise sahibinin hususiyetini yani yaratıcılığını (orijinallik olarak da ifade ediliyor) taşıyan ilim ve edebiyat, müzik, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak somutlaşmış her nevi fikir ve sanat ürünlerini ifade ediyor. Gerek dünyada gerek Türkiye’de eser sahibi olmak için insan olmak gerekliliği vurgusu yapılırken asgari düzeyde gereken hususiyet insanın yaratıcılığını ve özgünlüğünü ifade eder. Haliyle fikri mülkiyet korumasından bahsederken bir işin insan üretimi olması, yaratıcı faaliyetle üretilen işlerin korumadan yararlanabilmesi için ön şart. Avrupa, Amerika ve Türkiye mevzuatları telif korumasından yararlanacak eserlerin ancak insan üretimi olduğu konusunda hemfikir, şimdilik.

Bir makine üzerinden eser sahipliğinin tartışıldığı ilk dava olarak tanımlanan Burrow-Giles Lithographic Co. v. Sarony davasına bir göz atalım. Fotoğrafçı Napoleon Sarony, “Oscar Wild 18” isimli Oscar Wild’ın bir portresini çekiyor. Burrow-Giles’in litografları yetkisiz kullanması nedeni ile Sarony, telif hakkı ihlali nedeni Lithographic Co.’ya dava açıyor. Bir makine ile çekilen fotoğraf telif hakkı korumasından yararlanır mı sorusunun ilk kez tartışıldığı bu davada, davalı, fotoğrafın “eser sahibinin üretimi” olmadığını iddia ediyor. Fotoğrafçı Sarony ise, fotoğrafı çekerken birçok sanatsal tercih yaptığını, Oscar Wild’ın pozuna, kıyafetine karar verdiğini, ışığı ve arka planı kendisinin tasarladığını ifade ederek fotoğrafın kendi eseri olduğunu beyan ediyor. Mahkeme, fotoğrafçının eser sahibi olduğunu kabul ediyor ve edebi eser olarak sahibinin onun yaratıcısı olduğunu ve telif korumasından yaratıcı ifadesi neticesinde yararlanması gerekliliğini kabul ediliyor.

Mahkeme, mevzuat taslak halindeyken fotoğraf makinesi olmadığından yasaya dahil edilmeyen fotoğrafları edebiyat eseri olarak korumak zorunda kalıyor.  Burrow-Giles davasında bir eserin sahipliği tanımlanırken, düzenlemeyi yapan, fotoğrafı çekileni uygun şekilde yerleştiren, nerede duracağını belirleyen, ışığı ayarlayan kişinin eser sahibi olduğu hüküm altına alınıyor. Günümüzde yapay zekalı araçlarla üretilen işler de benzer tartışmalara yol açıyor ancak durum göründüğünden daha karışık ve yapay zeka bambaşka bir teknolojiye sahip. Başlangıç mühendisliğinin ötesinde, çok az insan girdisi ile veya hiç insan girdisi olmadan kendileri öğrenebilir ve eğitilebilir. Bu itibarla insanlar, makineleri kendileri inşa etseler bile tamamen otonom bir makinenin yaratıcı çıktısında doğrudan yer alan hiçbir yaratıcı insan tercihinin olmadığı durumlar var. İnsan müdahelesine gerek kalmadan çalışabilen dinamik ve kendi kendini düzenleyen sistemler ortaya çıkıyor.

Yapay zekanın ise tek bir tanımını yapmak mümkün değil; ancak yapay zekayı “insanlar gibi düşünme, hareket etme, akılcı şekilde düşünme ve hareket etmeleri mümkün olan sistemler” olarak tanımlamak mümkün. Yapay zeka, kendi kendine öğrenen makineler olarak büyük miktarda bilgiyi işleyerek bu bilgi ile yazılımı kapsamında talep edilen işleri yaratabilirler. Yapay zekanın hesaplama yaratıcılığı bir makinenin, daha önceden var olan fikirlerin ve bilgilerin yeni bir kombinasyonuyla sonuçlanacak şekilde girdi alma ve işleme yeteneğini içerir. Yapay zeka teknolojisinde telif hakkı, standardının yeniden incelenmesini gerektirecek kadar yüksek düzeyde özerk hesaplama yaratıcılığına sahip yenilikler taşıyor. Bu yaratımlar yaratıcı alanlara ilişkin olduğunda yapay zekalı cihazların sanatçı, tasarımcı olma niteliği de tartışmaya açılmış oluyor.

Günümüzde moda sektöründe kullanılan yapay zeka araçlarda insanlar sürecin bir parçası olup tamamen dışında kalmış değiller. Yapay zekanın mı veya yapay zeka cihazın algoristmasının kullanıldığı, veya hangi dokunun, rengin, tüketici geçmişinin belirleneceği veya yapay zekanın oluşturacağı tasarımlar bakımından verilerde neyin trend olması gerektiği hususlarında tasarımcılar sürecin bir parçası durumundalar. Başka bir deyişle yapay zeka veya algoritma kendisine öğretilen, programcısının ve/veya son kullanıcısının (tasarımcı/markanın kendisi) sisteme yüklediği data üzerinden, verileri işleyerek ve analiz ederek bir iş yaratıyor.  Buradaki eser sahipliği bakımından önemli bir husus programcı yalnızca kendi kendisine öğrenen bir algoritma yazabilir ve veriler tasarımcı tarafından girdi olarak yüklendiğinde, yapay zeka üretiminin tasarımcıdan da bağımsız bir iş olmadığı sonucuna varılabilir.  Yapay zekanın eser ve/veya korunmaya elverişli bir ürün ürettiği durumda, eserin sahibi programcısı mı, son kullanıcı mı –tasarımcı, eser sahibi- yoksa yatırımcı da  olan markanın kendisi mi? Bu oldukça tartışmalı bir konu. Başka bir seçenek ise yapay zekanın kendisinin üretimi üzerinde hak sahibi olması ki bu seçenek şimdilik hiçbir hukuk düzeninde mümkün görünmüyor. Ancak ileride tartışılacak bir mesele olduğu kanaatindeyim.

Bir yazılımın eser sayılabilmesi için kendine ait bir özellik taşıması, bir çalışma sonucu üretilmiş olması gerekmektedir. Kural olarak yapay zeka sistemleri, fikri mülkiyet hukuku kapsamında telif korumasından yararlanır. Bu kapsamda yazılımı meydana getiren kişi eser sahibidir. Ancak telif korumasından yararlanan bir yazılımın üretimlerinin de telif korumasından yararlanıp yararlanmayacağı somut olaya göre belirlenmelidir. Bazı ülke uygulama ve politikalarında programcılar yapay zeka üretimleri üzerinde de hak sahibidir. Rastgele ve mekanik süreçlerden kaynaklanan çalışmalar telif hakları kapsamının dışındadır. Ancak mekaniklik başka bir boyutta artık.

Veritabanları, bir seçki ve derleme olduğunda eser olarak korunmaktadır. Bir programcının elinden çıkan yazılıma bir markanın veri yükleyerek onu eğitmesi halinde ortada tek bir eser sahibinden bahsetmek de mümkün değil. Öte yandan bir yapay zekanın kendi kendisine öğrenme fonksiyonu olduğu hallerde algoritma ve yapay zekalı cihaz, temel kodları korusa da elde ettiği ürünler bakımından sistemin çok ilerisinde olabilir; bu halde yazılımcının eser sahipliği ürünler bakımından zayıf olacaktır, kanaatindeyim.

Markalar, tasarımcılar programlayanın müşterisi niteliğindedir. Sipariş üzerine yapılan bir yapay zekalı üretim, eser sözleşmesi niteliğindedir. Uygulamada taraflar arasında yapılan sözleşmeler ile hak sahipliği sözleşme aşamasında belirleniyor. Lisans sözleşmesinin yapılması veya yapay zeka sisteminin satın alınması ile eser sahipliği tartışmalarına son verilmeye çalışılıyor. Yapay zekalar bakımından kullanılan bir diğer analoji ise işe alım prosedürünün işletilmesi; bu halde yapay zekalı cihazın iş tanımı gereği ürettiği işlerin en azından mali hak sahipliği markalarda veya tasarımcılarda oluyor.

Moda Sektöründe Yapay Zeka Cihazları ve/veya Algoritmalar Nasıl Kullanılıyor?

CLO isimli sanal kıyafetleri hayata geçiren üç boyutlu moda tasarım yazılımı programı müşteri stil referanslarını ve ölçü girdilerini topluyor, yapay zeka sistemi müşterinin tercihlerini sentezliyor ve bunları trend stillere ve geçmiş müşteri e-ticaret öğrenmelerine göre uyguluyor; müşteri sanal olarak yapay zeka tarafından tasarlanan ancak müşterinin tercih ettiği, uyguladığı kıyafetleri deneyebiliyor, üç boyutlu platform robot terziler kullanarak bu kıyafetleri yaratıyor ve müşteri kıyafetlerini alıyor ve giyiyor. 

Facebook AI Research, Austin Teksas Üniversitesi, Cornell Tech, Georgia Tech’ten araştırmacıların geliştirdiği yapay zekalı sistem “Fashion ++” yeni bir arkadaş olarak kullanıcıya stil tavsiyelerinde bulunmak amacıyla üretiliyor.  Fashion ++ yapay zeka sistemi giysileri tanımak ve neyin kaldırılacağı, ekleneceği veya takas edileceği konusunda öneriler sunan derin bir görüntü oluşturma sinir ağı kullanılan bir yapay zeka sistemi. Fashion ++   adı verilen bu sisteme, internet sitelerinde paylaşılan 10.000’den fazla kıyafet görüntüsü verilerek sistemin eğitimi gerçekleştiriliyor. Nelerin kıyafet olarak giyilmemesi gerektiği de eğitimin bir parçası. Dolayısıyla algoritma yazılmış olsa da devamında eğitilmesi için moda tasarımcıları iş başında.  Bir tavsiye vermek üzere tasarlanan bu sistemde kullanıcı bir kıyafet görüntüsü veriyor, yapay zekalı sistem görüntüdeki kıyafetin rengini, desenini, dokusunu ve şeklini “görsel tanıma” özelliğiyle analiz ederek kullanıcıya çeşitli alternatif seçenekler sunuyor. Bu projenin bir amacı da anlamlı bir etkiye sahip küçük, pratik değişiklikler öneren daha yararlı yapay zeka (yardımcı) teknolojilerin potansiyelini göstermek.

Bir başka örnek ise Levi Strauss&Co insan stilistlerinin ve yapay zekanın uzmanlığını kullanarak kombinasyonlar yapan “The Levi’s Sanal Stilist”, müşterilerin kişisel alışveriş asistanı olarak tanıtıldı. Kendi stilistlerinin de çalıştığı sanal stilist programlamasında, yalnızca yapay zekayı programlayana özgülenemeyecek bir yaratıcı katkı olduğu aşikar.

Tüm bunların da yanında moda sektöründe yapay zeka sistemleri “tasarımcı asistanı” olarak da kendisine yer buldu. Tommy Hilgifer, IBM ve New York Moda Teknoloji Enstitüsü (FIT) Tommy Hilfiger markası için IBM’nin yapay zeka araçlarının kullanıldığı öğrencilerin de yer aldığı bir yapay zeka tasarım asistanı projesine imza attılar. Sisteme Tommy Hilgifer’ın eski koleksiyonlarından 15.000 tasarım görüntüsü veri tabanı olarak programlandı. Bir tasarımcı olarak kumaş desenleri, renkleri ve silüetleri ile son giyim tasarımlarını yaratmak üzere çalışan yapay zekâlı makineye öğrenciler akıllı bir tasarımcı olabilmesi için eğitiminde yardım ediyorlar. Bu işbirliğinde eser sahipliği bakımından şüpheye mahal vermeyecek şekilde bir sözleşme imzalanmış ve yapay zeka asistanının ürettiği ürünler bakımından öğrenciler tasarımlar üzerinde telif hakkı sahibi olacaklar. 

Yoox markası[ ise yapay zeka kullanarak “8” isimli bir koleksiyon çıkardı. Yoox tasarım ekibi, sosyal medyadan ve önemli pazarlardaki çevrimiçi dergilerden modaya uygun içeriği incelemek için yapay zeka kullandıkları koleksiyonlarında, yapay zeka yeni ortaya çıkmaya başlayan trendlerin tahmin edilebilir göstergelerini inceleyip sitede satılan ürünlerden gelen verileri, müşteri geri bildirimlerini, sektör satın alma eğilimlerini analiz etti. Marka daha sonra verileri kendi verileri ile birleştirip ortaya bu yeni koleksiyonu çıkarmış. Yoox markası ise kendine ait yapay zeka sistemini kullanarak olası eser sahipliği iddialarının önüne geçmiş durumda. 

Sonuç

Moda sektöründe birçok marka, müşterilerinin arama deneyimlerini kişiselleştirmek, müşteriye özel ürünler sunmak, yeni trendleri yakalamak, mevcut verilerin analiz edilmesini sağlamak amacıyla bot satış ortakları ve/veya stilistler kullanıyor. Yapay zeka çalışmaları için henüz FSEK anlamında bir “yaratıcılıktan” bahsetmek için erken. Yapay zeka sistemleri içerisinde insan yaratıcılığı değil belki ama makine yaratıcılığı söz konusu. Yeni ve boşlukları çok olan bu alanda, eser sahipliği bakımından güçlü moda özneleri şüpheye mahal vermeyecek şekilde hukuki sözleşmelerle gri alanları bertaraf etme çabasında. Teknolojinin bu kadar hızlı ilerlediği günümüzde benimsenecek kurallar, bir nevi yapay zeka kullanımını teşvik de etmeli. Şimdilik tasarımcıların, sanatçıların araç olarak gördüğü sistemler bir süre sonra makine öğrenmesi, nöral network ağları ile hangi noktaya gelecek merakla izliyoruz.

İçerik: Avukat Burcu KAYA

İçeriği beğendiniz mi?

tr_TRTR

Moda

Hukuku

Eğitimleri

Başlıyor.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp

Sign up for our Newsletter

iPhone

Lorem ipsum dolor sit amet

MacBook

Sed do eiusmod tempor incididunt

iPad

Tempor incididunt ut labore et dolore