Milyarlarca Dolarlık Video Oyunları ve Dev Moda Sektörü Birlikteliği - I LAW FASHION
Yukarı
a

I LAW FASHION

Milyarlarca Dolarlık Video Oyunları ve Dev Moda Sektörü Birlikteliği

Oyun oynamak? Sahi nedir oyun oynamak? İnsanlık tarihi kadar eski olan bu kavram bize ne ifade eder? Can sıkıntısını giderdiğimiz, eğlendiğimiz, eğlenirken öğrendiğimiz bir aktivitedir oyun oynamak. Her nesil farklı türde farklı platform ve çevrelerde çeşitli oyunlar oynamıştır. Günümüz dünyasının video oyunları ise, insanlık tarihinde var olan birçok oyunun evrimidir. 

Peki, video oyunları bu seviyeye nasıl geldi? Milyonlarca izleyicisi olan e-spor kavramı nasıl ortaya çıktı? Bu sorunun çok basit bir cevabı var, o da insanlığın interneti keşfetmesi. Teknolojik devrimler çok kısa sürede, interneti akıl almaz bir noktaya getirdi. Oyun firmaları bize önce online oyun oynamanın sonra da takım kurmanın keyfini yaşattı. Takımların olması ve oyuncular arasında farklı şekillerde rekabet ortamının yaratılması beraberinde başarı hazzını getirdi, birlikte kaybetmenin üzüntüsünü ve yeniden defalarca kez deneme içgüdüsünü benimsetti. Tüm bunlar da bugün, milyonlarca katılımlı video oyunlarının kurucu unsurlarını oluşturuyor. 

Rekabet, takımları yarattı; takımlar, kendi içlerindeki yıldızını buldu ve bunları destekleyen kitleler oluştu. Aslında fark etmeden spor kavramının bütün bileşenleri video oyunlarında toplanmış oldu.  Bu noktada e-spor kendiliğinden meydana gelen yeni bir spor dalı olarak yaşamımızda yerini aldı. Elektronik spor, diğer adıyla e-spor, ‘’sanal ortamda genellikle video oyunu ile yapılan müsabaklara verilen isimdir. Bilinen en eski video oyunu yarışması, 19 Ekim 1972’de Stanford Üniversitesi’nde Spacewar oyunu için yapılmıştı. Bugün devasa arenalarda, dünya çapında turnuvaların düzenlendiği, milyonlarca kişi tarafından aynı anda takip edilen, “e-spor” adı altında yepyeni bir endüstri ve kültürle karşı karşıyayız.

Dünya ekonomik düzeninin hiçbir fırsatı kaçırmayışı e-spor için de aynı şekilde sonuçlandı. Milyarlarca dolarlık yatırım alan bu sektör, birçok farklı sektöre de sayısız imkanlar yarattı. Bu noktada en dikkat çeken sektörlerden biri de moda sektörü oldu. Sadece oyun oynayarak milyonlarca izlenen YouTuber’lar veya dünya çapında yapılan turnuvalar, moda markaları için insanlara ulaşmanın en eğlenceli yollarından birisi olarak karşımıza çıktı. 

Bu düzene ilişkin ilk örneklerden birisi 2012 yılında Prada markasıyla karşımıza çıktı. Prada, Final Fantasy karakterlerini giydirerek moda dünyasına yepyeni bir soluk getirdi. 

Credit:Final Fantasy

2016 yılında Final Fantasy, bu sefer de dünya devi Louis Vuitton’la iş birliği yaptı. Karakterler adeta manken olup markanın yeni sezon tasarımlarını tanıttı.

Credit:Final Fantasy

Bir diğer örnekte ise, alışveriş devi Asos’un 2019 yılında The Sims oyunu vasıtasıyla kıyafetlerini tanıttığını gördük. Halihazırda satışta olan kıyafetler animasyon hale getirilip Sims karakterlerine giydirilerek sergilendi.

Credit:Sims

Bu konuda son bir örnek ise Lous Vuitton ve League of Legends arasındaki ortaklığa ilişkindir. Birden çok konuda ortaklığı bulunan iki marka, son olarak oyun içi eşyaların üretimi konusunda anlaştı. Bundan sonra League of Legends oyuncuları oyun içerisinde dünya devi markaya sıkça rastlayabilecekler. 

Credit:Final Fantasy

Bu örneklerde de görüldüğü gibi moda endüstrisi, değeri milyarlarca dolar ile ifade edilen online oyun ve e-spor sektörüne dahil olmaya çalışmakta. Daha önce sporda, spor giyim markaları ile örneğin NBA arasındaki sponsorluk anlaşmalarıyla gördüğümüz bu iş birliklerini şimdi de e-spor turnuvalarında görmeye başladık. Bu akımın son parçası ise artık moda markalarının oyunların içerisinde kendi kıyafetlerini veya eşyalarını satışa sunması şeklinde karşımıza çıktı.

Tüm bu gelişmeler, birçok farklı moda hukuku temelli meseleyi de beraberinde getirdi. Hukuki açıdan tüm bu gelişmeleri incelediğimizde temelde iki probleme rastlıyoruz:

İlk problem; moda hukuku kapsamında fikri ve sınai mülkiyet hukuku alanında karşımıza çıkıyor. Tüm bu oyunlarda kullanılan moda markalarının ürünlerinin tasarım hakları ve bunların beraberinde getirebileceği telif hakları gibi konular, taraflar arasında yapılacak olan sponsorluk anlaşmalarında detaylı ve açık bir şekilde ortaya koyulmalıdır. Söz konusu ürünlerin hangi şartlar altında kullanılabileceği, nasıl kullanılabileceği veya oyun içerisindeki görsellerin, videoların kim veya kimler tarafından kullanılabileceği gibi birçok hususun, bu sponsorluk anlaşmalarını tamamlayacak lisans sözleşmelerinde düzenlenmesi gerekmektedir. Hukuk düzeninin komplike alanlarından olan fikri ve sınai mülkiyet hukuku, bu mecrada daha da karmaşık bir hal kazanmaktadır. Dolayısıyla oyunlarda ve e-spor müsabakalarında hak sahipleri bütün gerekli haklara sahip olmalıdır ki sponsorlara vermiş oldukları vaatleri gerçekleştirebilsinler. Aynı şekilde moda markaları da devrettikleri hakların doğru kullanıldığının denetimi konusunda etkin rol oynamalıdır ve haklarını sözleşme aracılığıyla garanti altında tutmalıdır. Bu noktada sözleşmeler hukukunun etkin rol oynaması gerektiğini söyleyebiliriz.

İkinci problem ise, gelirlerin paylaştırılması konusuyla alakalı. Bu noktada tarafların beklentilerinin açık olması önem taşıyor. Esas soru ise moda markalarının stratejilerinin hangi boyutta kalacağına ilişkin. Marka, ürettiği ürünlerle markasını normal bir pazarlama stratejisinin parçası olarak sadece tanıtmak mı istiyor? Yoksa bunun ötesinde marka, doğrudan ürünlerinin oyun içerisindeki satışlarından kar mı elde etmeyi planlıyor? İşte bu noktada ikinci problem gündeme geliyor: Eğer doğrudan bir gelir elde edilecekse raporlama, denetim isteme hakkı, telif ücretinin hesaplanması gibi birçok konunun da yine moda hukuku kapsamında söz konusu sponsorluk anlaşmalarında ayrıntılı olarak işlenmesi gerekecek. 

Bu temel problemlerin dışında bir de ‘’marka uyumu’’ problemi söz konusu. Bilindiği üzere her marka kendine göre bir kimliğe, duruşa ve hitap ettiği kitleye sahip. Örnek vermek gerekirse, bazı markalar ürünlerinin şiddet içerikli bir karakterde kullanılmasını istemeyebilir. Aynı şekilde oyun sahiplerinin, lig oyuncularının veya karakterlerin de bir duruşu olabilir, işte bu noktada yine markanın karakteriyle uyum sağlanması sorunuyla karşılaşmaktayız. 

E-spor her geçen gün büyüyerek daha da karmaşık hale geliyor. Turnuvalar veya bireysel yayıncılar aracılığıyla her gün yüzlerce farklı müsabakaya tanık oluyoruz. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus ise değişkenliğe ilişkin. Bu kadar hızlı değişim gösteren bir sektörde sözleşmelerin de bu hıza adapte olabilecek esneklikte olması gerekiyor, özellikle son dönemde popülerleşen sezonluk uzun dönemli sözleşmeleri de hesaba katarsak. Bu yüzden tarafların ileride yüzleşebilecekleri problemleri öngörebilmesi ve sözleşmenin kendisine çözüm mekanizması hakkı vermesi önem taşıyor. Bu çözüm mekanizmalarına örnek olarak, taraflar arasında moda hukuku mücadelesi yerine, bir hakkın yerini bir başkasının alabilmesi veya problem esnasında bir uzman görüşüne başvurulmasına ilişkin çözümler getirebilen maddelerin sözleşmelerde yer alması verilebilir.

Sonuç olarak, oyun sektörü küçülmenin aksine her geçen gün akıl almaz şekilde büyümeye devam ediyor. Özellikle, COVID-19 salgını sonrasında milyonlarca insanın ekranları başında farklı oyunlara yöneldiğine şahit olduk. Fırsatlar dünyası ve bir o kadar da eğlenceli olan oyun sektörü ile moda sektörünü daha uzun yıllar bir arada görmeye devam edeceğiz. İki taraf için de fırsatların sonsuz olduğu bu ortaklıkta, birçok moda hukuku kaynaklı ihtilafın de gündeme gelmeye devam etmesi bekleniyor. 

Nejat Güvensoy

Nejat Güvensoy

Co-Founder I Law Fashion

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn

İçeriği beğendiniz mi?

tr_TRTR

Moda

Hukuku

Eğitimleri

Başlıyor.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp

Sign up for our Newsletter

iPhone

Lorem ipsum dolor sit amet

MacBook

Sed do eiusmod tempor incididunt

iPad

Tempor incididunt ut labore et dolore