Ezra & Tuba Röportaj - I LAW FASHION
Yukarı
a

I LAW FASHION

Ezra & Tuba Röportaj

Öncelikle sizi biraz tanımak ve kariyere başlama noktanızı öğrenmek istiyoruz. 

Ezra; Bizim ailemizde tekstilci olduğu için hayatımızı kumaşlar ve tasarım arasında geçirdik. Ortaokul yıllarında yaz aylarında anne babamızın yanında işe gitmek daha cazip gelirdi. Evimizde her zaman sanat ve yaratıcılık üzerine sohbetler, sanat ve tasarımla ilgilenen misafirlerimiz olurdu. İşte o yaşlarda kendi markamızı kurma hayalimiz vardı. Farklı disiplinlerde ikişer üniversite bitirerek farklı markalar altında çalışıp kendimizi geliştirdik. Elbette iki kardeş olmanın da büyük faydaları var, birbirimizi tamamlıyoruz. Annemizin bize kattığı en iyi özelliktir, beraber çalışıp etüd ederek üretmek. 

Tuba; Üretim ve tasarım eğitimlerimi aile şirketlerinde geliştirdik. Ardından yurtdışında ve yurt içinde hazır giyim markalarda tasarımcı olarak çalıştık. 2004 yılında ilk olarak lüks denim ve spor giyim markası olarak başladığımız yolculuğumuzu 2006 yılında lüks geniş kadın ürünleri olarak değiştirerek Milano’dan danışmanlarımız ile devam ettik. 2006 yılında, “ezra+tuba” adlı lüks kadın giyim couture ve hazır giyim markamızı ile “etcetura ezratuba” bridge markasını kurduk.

2009’dan itibaren Federation Francaise de la Couture du Pret-a-Porter des Couturies et des Createurs de Mode tarafından davet edildik, “Mode à Paris” ve Milano Moda Haftası kapsamında hazır giyim koleksiyonlarını 2009 ve 2012 yılları arasında defileler ile tanıttık.

Markanızı kurarken ilk etapta en çok nelere dikkat ettiniz? 

Tuba;  Küçükken Ezra Coco ben Chanel’im derdik. Evde bir Coco Chanel duymuşuz ve 2 kardeşe verilen isim gibi algılamışız. Annem Paris’te ki moda evinden bahsederdi biz de Beyoğlu Narmanlı Pasajını kendi modaevimiz olarak hayal ederdik.  Kısaca çocuk iken hayal kurmaya başladık. Herşey elbette hayal ile başlar ama başlangıçlar sağlam alt yapılı gerçekler üzerine inşaa edilir. 

Biz markamızı ilk kurma kararı aldığımızda tüketici algısı ve yönetimi üzerine eğitimler aldık. Ardından markamızın konumlandırması için çalıştık. Mali fizibiliteler ve hukuksal oluşumumuza başladık. 

Kariyer hayatınızda hukuki bir tavsiyeye ihtiyacınız oldu mu? 

Ezra;  Maalesef ki çok tatsız bir deneyimimiz oldu. İlk dönem elbette çok heyecanlı idik ve hızlı davrandık. İlk hukuksal hatamızı bu süreçte yaptık. Avrupa’da bazı noktalarda markamızın patentini almamıştık. Uluslararası fuarlar ve showroom’lardan siparişler almaya başlayınca patent alanımızı genişletmek için başvurularımızı yaptık. Karşılaştığımız sonuç oldukça şaşırtıcı ve bir o derece ders verici oldu bize. Türkiye’de üretim ve başka konuda sadece işbirliği yaptığımız (ortaklığımızın olmadığı sadece 3. parti konumunda olan) bir tekstilci bizim dünya üzerinde açık bıraktığımız noktalarda markamızın tescilini kendi şirketine yaptırmıştı. 

Olduysa, bu hukuki konu hakkında nasıl bir yol izlediniz? 

Tuba; Önce ciddi bir hukuk savaşı başlatma kararı aldık. Avukatlarımız uzun bir yolculuktan bahsetti süreçlerin o yıllarda ne kadar sıkıntılı olduğunu bize anlattılar. Bu noktada zamana yayılan bir mücadele ve zaman kaybı söz konusu idi. Bizde İtalyan danışmanımızın yönlendirmesi ile kendi ismimiz ile markamızı hayata geçirdik. O dönem hukuk savaşını yarıda bıraktığımız için sonraları üzüldük. Ama işin gerçeği tasarım ve marka konusunda yeterli hukuki bilgilendirme almadığımız için bu şekilde davrandık. 

Sizce yurtdışındaki moda markaları ve moda tasarımcıları haksızlığa uğradıkları ya da ürünlerinin taklit edildiğini düşündüklerinde hangi yollara başvuruyorlar? 

Ezra; Uluslararası moda hukukunun bizim sıkıntı yaşadığımız dönemde etik olmayan davranışlar için daha çaydırıcı olduğunu düşünüyorduk. Bugüne geldiğimizde marka tescili, tasarım tescili gibi konularda oldukça dikkatli ve donanımlıyız. Hukuksal olarak haklarımızı en iyi şekilde koruyoruz. 

Tuba;  Bugün fast fashion yapan markalar trend belirleyici markalar ve tasarımcılara oldukça yüklü telif hakları ödüyorlar her sezon. Defilelerde 18 ay öncesinin koleksiyonlarını bire bir yapan markalar zaten satışlardan ciddi bir kar sağladığı için bu tazminatları ödemek pek sıkıntı yaratmıyor. Ama tasarım dünyası maalesef ki bir çok öncü olmayan kişiler tarafından özgün tasarımların esinlenerek yorumlandığı tekstil, endüstriyel tasarım ve mimari açısından tekrarlanıyor. 

Intel Türkiye Ar-Ge Merkezi işbirliği ile hayata geçirdiğiniz Kelebek Elbise oldukça büyük yankı uyandırdı. Bu fikir aklınıza nasıl geldi ve bu fikrinizi hukuki olarak korumaya aldınız mı? 

Tuba; Marka ilk kurulduğundan 1 yıl sonra Paris Moda Haftasından resmi olarak davet edildik. Hazırmıydık!  tasarım açısından evet ama maddi olarak kendi efort ettiğimiz markamızın karşısında büyük yatırımlar alan tasarımcı markaları vardı. Direnme gücü daha doğrusu ciddi bir yatırımcı isteyen bu pazar için ancak 4 yıl hızla koştuk ve 4 yıl sonra biz ne yapmalıyız sorusunu sorduk kendimize. Cevap esasında çok basitti ilk olabilmek, teknolojinin hızı ve konforuna alışan tüketicinin beklentilerine cevap verebilmek içinde giyilebilir teknoljilerde ve nano teknolojilerde  araştırmalarımızı yaptık alt yapımızı oluşturduk ve projelerimizi Intel’e sunduk. Kelebek elbise dünya üzerinde “giyilebilir teknolojiler”de ilk giyilebilir olma özelliği ile beğenildi ve özellikle basında çok ses getirdi. 

Ezra; Tüketici değişiyor daha hızlı fazla erişimin ve bilginin hayatını kolaylaştırdığı bir tüketime yöneliyor işte bu noktada yolumuzu değiştirmeliydik. Coco Chanel ne güzel örnektir, kadınları korselerden kurtarıp pantolonların içinde özgür bıraktı. İşte biz bu özgür kadına daha hızlı ve konforlu bir hayat sunmak üzere yola çıktık. Bu noktada Kelebek elbisede olmak üzere her tasarımızı hukiki olarak koruma altına alıyoruz. Fikir ve teknolojik olarak tüm fikir ve üretim hakları bize aittir. Hukuk şirketlerimiz bu konuda oldukça titiz ve detaylı çalışmalar yürütüyor. 

Intel iş birliğinde hazırladığınız kelebek elbiseniz büyük ses getirdi. Sizden dinleyebilir miyiz hikayesini? Hazırlık sürecini de anlatabilir misiniz?

Ezra; Önce hayal ettik bir çok eskiz ve fikir kağıtlara döküldü. Eleme yaptıktan sonra Intel Ceo’su Burak Aydın ve ekibinden randevu aldık. İlk olarak mühendisler nasıl olacak dediler bizde “bir ilk olacak” dedik. O günlerde inanın teknoloji kullanıcısı olmaktan öteye gidemiyorduk. Laboratuvara girdik yazılım ve kabloların arasında kaybolduk. Şimdi kendimiz bir çok problemi çözer hale geldik. 

Tuba; Esasında ilk mühendisler ile konuştuğumuz da bize oldukça tedirgin yanaştılar. Bizde öncelikle teknolojinin nasıl olması gerektiğini açıkladık daha sonra 1/2 denemeden sonra elbisler tasarlandı. Bu sene itibarı ile gelinlik olarak satışa çıkacak olan kelebek elbise gelinlerin hayallerini masala çeviriyor. Şöyle düşünün; gelin evet derken kanat çırpan kelebekler eş ilan edildiğiniz sırada uçmaya başlayacak. 

Moda ve teknolojinin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Ezra; Giyilebilir Teknoloji; İnsan vücudu ile entegre çalışabilen sistemler; eğer saat, bileklik gibi vücuda takılabiliyorsa o ürünlere giyilebilir ünvanı veriliyor.  Bizim gibi tasarımcılar sayesinde giyime taşınıyor. Bir çok elektronik ve dijital eşyayı, hatta mekanik olanları dahi, yıllardır vücudumuzun üzerinden kullanabiliyoruz. Kol saatleri ve kulaklıklar bunun en güzel örnekleridir. Ancak vücudumuzdan bir parça olmaları bu cihazları giyilebilir yapmıyor. Bir cihazın giyilebilir olması için akıllı sensörlere sahip olması, internet bağlantısına sahip olması ve bluetooth gibi yöntemler vasıtasıyla akıllı telefonunuzla bağlantı kurması gerekiyor.

Giyilebilir cihazlar çoğunlukla el bileklerine takılıyor. Ancak yeni nesil cihazlarla birlikte boyun ve çevresine asılan ürünler de piyasaya girmeye başladı. İleri örneklerde ise, deri altına yerleştirilen implantlar bulunuyor. Bu implantlar daha çok medikal amaçlarla kullanılmakta. 

Kıyafetlerde akıllı iplikler yaratmak ve insan hayatını daha konforlu hale getirmek arzusundayız. Bizim için tasarım artık değerini performans sağlayan kumaşlar ile paylaşıyor. Sadece tasarımın yeterli olmadığı bir dönem başladı. Tüketici teknoloji kullanıcısı, hayatında hız netlik ve konfor istiyor. Bizde hızı yenilik ve teknolojinin sağladığı her kolaylığı tüketiciye sunmak üzere çalışıyoruz. Tuba; Biz şu anda Türkiye’nin lider 3 kumaş üreticisi ile işbirliği yapıyoruz. Ar-Ge konusunda çalışmalar yürütüyor ve ürün haline getirip tüketiciye ulaştırıyoruz. Amacımız önce tüketicinin hayatını kolaylaştırmak, hız katarak konfor sağlamanın da yanında sağlık yönünden de daha duyarlı olmak. 

Evet biz geleceği tasarlıyor gibi dursak da gelecek geldi. Önümüzde ki sezonlarda büyük markaların ar-ge’leri  sonucu hayata geçen ürünler satışa girecek. Bizde daha bebek olan markamız ile ürünlerimiz ile pazarda olacağız. Burada önemli olan başkasına ait kumaş ve fikirleri değil kendi tasarım ve fikirlerimizi hayata geçirmek. 

Elbette bu konuda sadece ikimiz değiliz her zaman değerli iş arkadaşlarımız ile çalışıyor ve üretiyoruz. Yeni projeler hızla üretiliyor. Tüketicinin alışkanlıkları değişiyor ve tasarımcı olarak hızla beklentilere cevap vermek üzere koleksiyonlarımıza yön veriyoruz. 

Moda hukukunu daha önce duymuş muydunuz? 

Ezra; Moda Hukukunu daha önce duyduk ve inceledik. Biz Moda Tasarımcıları Derneği üyesiyiz ve daha önce yönetimde bulunduk. İlk günden beri Moda Hukukunun önemini vurguladık. 

Şuan için bir hukuki danışmanlık hizmeti alıyor musunuz?

Tuba; Evet alıyoruz. 2017 yılı içerisinde satışa sunmayı planladığımız “kalp krizi” gibi bir çok hastalığınızı önceden bir yazılım ve gelişmiş tekstil teknolojileri ile sizi uyaran günlük rahatlıkla kullanacağınız şık bodyler hazırladık. Örneğin bu ürün ciddi bir hukuki süreci içeriyor. Çok değerli uluslararası hukuk danışmanları ile ilerliyoruz. Artık fikrin çok kıymetli ve özgün olan fikrin geleceği inşaa ettiği bir dönemdeyiz, hakların çok profesyonelce korunması gerekiyor. 

İçeriği beğendiniz mi?

tr_TRTR

Moda

Hukuku

Eğitimleri

Başlıyor.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp

Sign up for our Newsletter

iPhone

Lorem ipsum dolor sit amet

MacBook

Sed do eiusmod tempor incididunt

iPad

Tempor incididunt ut labore et dolore