Avukat Erdem Eren Röportajı - I LAW FASHION
Yukarı
a

I LAW FASHION

Avukat Erdem Eren Röportajı

2021! Hepimiz için yepyeni bir başlangıç ve umut kaynağı. Aylardır pandemi sebebiyle sevdiklerimizden uzak kaldığımız, doya doya sarılamadığımız, sevgiye neredeyse hasret kaldığımız bir süreçten geçtik. Hepimiz için zordu, sıkıldık bazen sinirlendik yeri geldi can sıkıcı gündem karşısında göz yaşı döktük. 2021 yılı bize umut olacak diye beklerken ilk aydan karantinanın getirilmesiyle tekrar evlerimize hapsolduk. I LAW FASHION Röportaj Ekibi olarak yeni seneye geçtiğimiz senenin kalıntılarından arınarak başlamak adına, Avukat Erdem Eren ile samimi ve şeffaf bir röportaj yapmaya karar verdik. Öncelikle, röportaj isteğimizi kırmayarak bugün bizimle olduğunuz için çok teşekkür ederiz Erdem hocam! Dilerseniz vakit kaybetmeden hemen sorulara geçelim.

 

Yıl 2012! İstanbul’a geldiniz ve her zaman hayalini kurduğunuz Moda Hukuku Enstitüsü’nü kurdunuz. Geçen bu 9 sene süresince hayatınızda neler değişti?

 

Zor bir zoru. Hem kariyer hem de kişisel yaşamımda hayal edemeyeceğim değişiklikler oldu. Aslında bu da bana hayatın hayallerimizin ve planlarımızın ötesinde bir kurgu olduğunu bu kurgu içinde ne kadar değişime ve evrilmeye açıksanız uzun vadede o kadar mutluluğa yaklaştığımızı gösterdi. Kısaca ifade etmek gerekirse, neredeyse 10 yıla yaklaşan bu süre zarfında hayallerimi hem gerçekleştirdim hem de gerçekleştiremedim diyebilirim. Her yeni bir gün evrilen hayallerimin akışına uyum sağlamaya ve süreçten keyif almaya bakıyorum diyebilirim.

Moda Hukuku Enstitüsü tarafından düzenlenen yaz okulu programları, 101-201 eğitimleri ve seminerler sırasında eğitimcilik görevini üstleniyorsunuz. Eğitimler sırasında Moda Hukuku ile ilgili en çok hangi bilgiyi öğrencilerinizle paylaşmaktan keyif aldınız, hangi bilgiyi tekrar etmekten sıkıldınız?

 

Az önce söylediğim gibi 10 yıla yaklaşan bir sürede benzer şeyleri anlatmak doğal olarak benim gibi kendinden bile sıkılan biri için zaman zaman zor olabiliyor. 🙂 Eğitimler özelinde belirtmem gerekirse; ‘’Zara’ya neden dava açılmıyor?” ya da ‘’Tasarımda 7 unsuru değiştirirsek taklit sayılmıyormuş değil mi?’’  sorularını cevaplandırarak durumun hiç de öyle olmadığını anlatmaktan içim sıkıldı artık. Ama bu konuları geçip temeli oturttuktan sonra sonrası çok keyifli. En keyif aldığım konu ise Zara’ya neden dava açılmadığını soran öğrencimin yıllar içinde kariyerini ilerleterek Zara’ya dava açması ve hukuki görüşümü alması gibi gelişmelere tanık olmak.😊 Ayrıca şunu da belirtmek isterim, yıllar önce Moda Hukuku 101-201 eğitimleri kapsamında öğrencim olan meslektaşlarımın, Moda Hukuku Enstitüsü bünyesinde eğitmen olması ve kendilerine çok güzel ve başarılı kariyer yolları çizmesi en keyif aldığım hususlardan birisi olarak gösterilebilir.

Son dönemlerde pandemi ile beraber duymaya alışık olduğumuz bir kavram var “yeni normal”. Peki sizce Moda Hukuku’nun yeni normali nedir? “Yeni Normal” Moda Hukuku’nu hangi açıdan nasıl etkileyecek?

 

Hepimizin bildiği ve yakından tanıklık ettiği üzere pandemi neredeyse her sektörü derinden etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. Örneğin moda sektörünün pandeminin yol açtığı ekonomik travmalardan kurtulması bir hayli zaman alacak. Business of Fashion ve McKinsey’nin ortak yayınladığı The State of Fashion 2021 raporuna göre, global moda endüstrisinin toparlanmasına dair senaryolardan en iyimser olanında bile sektörün satış rakamları bakımından 2022’nin üçüncü çeyreğinde ancak 2019 yılının seviyelerine ulaşabileceği tahmin ediliyor. Eski denklemlerle yeni sistemler ve çözümler oluşturamayacağımız için aslında yeni normalde pandeminin etkilerini azaltmak ve daha iyi bir ‘normal’ kurmak üzere birçok sektörde kökleşmiş iş modelleri de değişmeye başladı. Örneğin kurumsal şirketlerin birimleri bile artık ‘ev’ler. Dijitalleşmenin zirve yaptığı ve her bir bireyin artık hizmet verici noktasına evrildiği bugünlerde freelancer’lık modelleri de doğdu. Global anlamda da öylesine hızlı büyüyen bir eğilim haline geldi ki yine McKinsey’nin araştırmalarına göre, 2025 yılına kadar online yetenek ve freelancer hizmet platformlarının küresel GDP’ye 2.7 trilyon dolar katkı yapacağı öngörülüyor. Size şöyle ifade edeyim, bugün dünyanın en büyük ve en eski sektörlerinden biri olan moda ve tekstil endüstrisinin pazar değeri 3 trilyon dolar civarında.

Pandemiden söz konusu açılmışken size şunu da soralım. Pandeminin moda sektörü açısından tüketici profilindeki psikolojik değişimleri sizce nelerdir?

 

Her yerde bununla ilgili çok fazla analiz, yazı okuduk bir de Y-Z kuşağı teması çevresinde kalıplaştırmalar yapılmaya başlandı, ben bundan da çok sıkıldım. ☺ İnsanoğlu var oldukça tüketim devam edecek. Pandemi sebebiyle daha çevreci, daha bilinçli tüketim yapılacağını düşünürken, yere atılan maskelerle, plastik eldivenlerle doğayı daha fazla kirletmeye başladık. Ya da bizim ilawfashion.com’da paylaştığımız gibi, herkes evde oturup eşofman giyip lüks tüketim ürünlerine talebin azalacağını düşünürken, Çin’de pandeminin hafiflediği Nisan ayında Hermès, Guangzhou’da bulunan mağazasını açtığı ilk gün 2.7 milyon dolarlık satış yaptı ki bu rakamın da Çin’de tek bir butik için en yüksek günlük ciro olduğu düşünülüyor. Bence tüketici profili oluşturmayıp tam tersi belirli kalıplandırmaları bırakmamız gerekiyor. İnsanoğlunun olaylara tepkisinin tahmin edilebilir ama öngörülemez olduğunu düşünüyorum.

Hepimiz ruhsal açıdan pandemi döneminden kötü etkilendik. Bu süreçte kendinizi motive etmek ve pozitifte tutmak adına neler yapıyorsunuz?

 

Sokağa çıkma yasaklarını köpeğimle (Harley Quinn) fırsata çevirip bomboş sokak, sahil ve parklarda yürüyüş yaparak, güneşlenerek tadını çıkartıyorum. Bunun dışında YouTube’da ve Spotify’da programlar ve podcast’ler takip ediyorum. Bazen de hiçbir şey yapmıyorum, balkonuma çıkıp denizi izliyorum. Hafta ortasında bile mesela o gün içimden çalışmak gelmiyorsa bırakıyorum. Pandemi döneminde hiçbir şey yapmasak dahi akıl ve fiziki sağlığımızı koruduğumuz her gün bence çok şey başarmışız anlamına geliyor. 

 

Pandemiden çok konuştuk şimdi de keyifli sorularımıza geçelim. 2021 yılı için hayalleriniz ve hedefleriniz nelerdir? Bu seneden ne bekliyorsunuz/ne beklemiyorsunuz? 

 

Geçen sene hayatımın en zor yıllarından biri olduğu ve beklentilerimin çok ötesinde zorluklar yaşadığım bir yıl olduğu için bu sene beklenti içinde olmamayı deneyeceğim 🙂 Daha önce planladığım iş ve kişisel yaşamımla ilgili hedeflerin hakkını verip sadece sürece teslim olacağım. İşimle ilgili kısa ve uzun dönemli hedefler koyup onları ekibimle elimden geldiğince gerçekleştirmeye çalışırken, kişisel hayatımda da günlük hedefler koyup gün sonu keyifli bir şekilde uyuyabiliyorsam o gün tüm hedeflerimi başarmış sayacağım kendimi. 2021 yılından hiçbir şeyi beklememeyi bekliyorum. 😊

Hedefler ve beklentiler demişken, 2021’de kendinizle ilgili eskide bırakmak istediğiniz neler var? 

 

Çok şey var ama en önemlisini söylemek gerekirse. Hayatı ve hayatımdaki her şeyi kontrol altına almaya çalışmaktan vazgeçerek yukarıda da belirttiğim gibi biraz sürece teslim olmak istiyorum.

Biraz da kişisel soru olabilir, hayatta en çok sıkıldığınız dönemlerde size ne iyi geliyor/ ne iyi gelmiyor?

 

Bana her zaman belirsizlik ve biriken her şey kötü gelmiştir. Bunları çözdüğüm anlar da bana iyi gelmiştir. Bunları çözebilme kapasitemi de geliştirebilmek içinse, hayatın akışına kendimi bırakabileceğim aktiviteler yapmaya çalışıyorum. Bazen Harley ile yürüyüşe çıkmak, bazen tek başıma bir şeyler izlemek.

Evlerimizdeyken belki de en çok ihtiyacımız olan şey : dizi, film, kitap ve podcast önerileri. Çok gerçek olan, belki ruhumuzu daraltan ama günün sonunda aydınlanma yaşamamızı sağlayan bir dizi, bir kitap, bir podcast önerebilir misiniz?

 

Yukarıda da belirttiğim gibi bu sene beni de en çok besleyen ve biraz daha hafif hissetmemi sağlayan içerikleri şu şekilde sıralayabilirim.

Dizi Tavsiyesi: Modern Love (Amazon Prime)

Kitap Tavsiyesi: Yalanın Siyaseti Post Truth-Yalın Alpay

Stand-Up Önerisi: Dave Chappelle (tüm videoları), ALI WONG ve Daniel Sloss (Netflix)

Podcast Önerisi: The Joe Rogan Exprience

Bence bu programlardan verim almak için önemli bir nokta da onları ne zaman izleyip, dinlediğiniz. Örneğin Stand-Up programlarını akşam tüm işlerimi bitirdiğimde kafamı her şeyden uzaklaştırıp günü kapatmak için izlerken, podcast serilerini işim için kısa vadeli planlarda ilham almak için izliyorum. Bunun dışında son zamanlarda beni en çok etkileyen içerik ise, 1992 yapımı Baraka Belgesi  (Mubi) diyebilirim. 

İçeriği beğendiniz mi?

tr_TRTR

Moda

Hukuku

Eğitimleri

Başlıyor.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp

Sign up for our Newsletter

iPhone

Lorem ipsum dolor sit amet

MacBook

Sed do eiusmod tempor incididunt

iPad

Tempor incididunt ut labore et dolore