Av. Vanessa Bouchara Röportaj - I LAW FASHION
Yukarı
a

I LAW FASHION

Av. Vanessa Bouchara Röportaj

1. Bize kendinizden ve kariyer yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?

l’Université Panthéon Assas’da hukuk lisansını ve l’Université Dauphine’de Şirketler Hukuku yüksek lisansını tamamladım. Fikri mülkiyet alanında uzmanlaşmak istediğim için, Londra Queen Mary Üniversitesi’ne giderek 1 yıl bu alanda eğitim aldım. 

Ailem moda sektöründe çalıştığı için yaratıcılık içeren bir alanla mesleki bilgimi birleştirmem kolay oldu. Hukukun fikri mülkiyet alanıyla ailemin çalıştığı ve yaratıcılık odaklı bir sektörü içgüdüsel olarak bir araya getirdim. Eğitimimin ardından fikri mülkiyet alanında uzmanlaşmış bir hukuk firmasında 7 yıl boyunca çalıştım. Sonrasında kendi hukuk büromu kurdum. 12 yıldır kendi bürom Cabinet Bouchara’da avukatlık yapıyorum.

2. Paris’te avukat olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?

         Avukatlık oldukça tutkulu bir meslek. Özellikle fikri ve sınaî mülkiyet alanında çalışmak ise  müvekkillerinizi yakından tanıyarak onlarla samimi olmanızı gerektiriyor. Müvekkillerimizin şirketlerini kurmalarında yardımcı oluyoruz, sonrasında da karşılaştıkları hukuki problemlere çözüm getiriyoruz. Dolayısıyla fikri mülkiyet avukatlığı kendinizi tamamen bu işe odaklamanızı ve kendinize sürekli yatırım yapmanızı gerektiren bir meslek. Bu mesleğe özel bir dezavantaj ise aklıma gelmiyor.

3. Moda sektöründe sıkça davalarla karşılaşıyor musunuz ?

Tekstil, aksesuar, ayakkabı gibi ürünlerin dava konusu olduğu vakalarla sıklıkla karşılaşıyoruz. Bu durum, moda endüstrisinin ekonomik boyutu ve « fast fashion » kavramının ortaya çıkmasıyla da oldukça alakalı. « Fast fashion » markaları, tüketicileri moda ürünlerini satın almaya teşvik etmek ve müşterilerinin dolaplarını sıklıkla yenileyebilmeleri sağlamak için ürünlerini uygun fiyata satıyorlar. Söz konusu bu markalar zaman zaman üçüncü şahısların tasarımlarını taklit ediyorlar, bu durum da moda sektöründe anlaşmazlıklara yol açıyor.

« Fast fashion » markaları dışında da moda sektöründe sıklıkla taklitçilik örnekleriyle karşılaşmaktayız. Zira günümüzde sosyal medyanın öneminin artması, taklitçiği de etkiliyor. Sosyal medya, herhangi bir bilgiye kolay ve hızlı bir şekilde ulaşılmasını sağlıyor; bu durum ise hem avantaj hem dezavantaj olarak görülüyor. Özellikle lüks sektöründeki markalar için sosyal medya, kısıtlı bir kitlenin görebildiklerini aslında herkese gösterebilmeyi sağlıyor. Örneğin son yıllarda özellikle Instagram’da fenomen haline gelen moda blogger’ları herkes tarafından takip edilen markalar ile lüks markaları karıştırarak kombinler oluşturuyorlar. Lüks segmentinde ulaşılabilir kıyafetler ve aksesuarlarla hazırladıkları post’ları sosyal medya üzerinden paylaşıyorlar. Böylece lüksün erişilmezliği bozularak, herkesin lüks parçalara ulaşabilmeleri sağlanıyor. Aynı zamanda lüks markalar da çanta, aksesuar gibi daha uygun fiyatlı ürünlerini pazarlama ve satma imkânı buluyorlar.

Bununla birlikte, lükse böylesine kolay ulaşmanın markalar için hukuki açıdan zararlı sonuçları da olabiliyor. Lüks ürünlerin görünürlüğünün artarak reklamının yapılması taklitçiliği de beraberinde getirebiliyor. Taklit ürün imal edenler, sosyal medya üzerinden gördükleri modelleri birebir üretebiliyorlar. Bu durumdan kaynaklanan vakalarla Fransa moda sektöründe oldukça fazla karşılaşıyoruz.

 4. Fransız yasalarının moda hukuku açısından yeterli olduğunu düşünüyor musunuz ?

Fransız yasalarında moda hukuku özelinde ayrı bir düzenleme bulunmuyor ancak tüm yaratıcı disiplinlerle ilgilenen fikri mülkiyet kanunu moda hukukunu da kapsıyor. Fransız yasalarının, diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda tasarımları oldukça koruyan bir yapısı var. Ancak ortaya çıkan ve orijinal olduğu iddia edilen eserlerin özgünlüğüne bakılıp koruma konusunda karar veriliyor. Bir tasarımcı söz konusu tasarımın, kendisi tarafından ortaya çıkarıldığını kanıtladığı takdirde o tasarım üzerinde hak sahibi olabiliyor.

5. Sizce moda ve tekstil markaları, fikri hakları ve haklarını koruma konusunda bilinçliler mi ?

Ne yazık ki her zaman değil… Ya da fikri mülkiyete bağlı varlıklarını sadece Fransa’da koruyorlar ancak bu yeterli değil. 

Moda endüstrisinde yer alan markalar aşağıdaki başlıkları dikkate almalılar.

* Marka hakları

Marka kamuoyu nezdinde tanımlanma anlamına gelmektedir. Marka, ekonomik bir değer anlamına gelebilir, özellikle moda ve tekstil sektöründeki şirketlerin değerleri marka isimleriyle ölçülebilir. Marka adının, markanın çıktığı ülkede korunması önemlidir; ancak markanın dağıtım yapıldığı her ülkede de korunması gerekmektedir.

* Tasarımlar ve modeller 

Tasarım ve modeller estetik değer taşıyan yaratımları korurlar. Bu hak, farklı kıyafet modellerinin, aksesuarlarının, ayakkabıların yenilik ve özgünlük taşıması şartıyla ortaya çıkan ürünlerin koruma altına alınmasını sağlar.  Avrupa Birliği’nde tasarımcıların resmi olarak tescil işlemi gerçekleştirmelerine gerek kalmadan, topluluk tasarım ve modellerini kamuoyuna sunmalarını takip eden 3 yıl boyunca koruma altına almalarını sağlayan özel bir hak bulunmaktadır. Bu koruma türü özellikle tekstil sektöründe sıklıkla kullanılmaktadır, zira bu haktan yararlanabilmek için tasarım sahiplerinin basın ya da reklam yoluyla ürünlerini kamuoyuna sunmaları yeterli olmaktadır. Moda markalarının çıkardıkları koleksiyonlar ise döngüsel olarak değiştiğinden, defilede gösterilen modeller sunumlarının ya da pazarlamalarının yapıldığı belirli bir zamana kadar korunurlar. 

* Telif hakkı

Moda endüstrisinin temel aktivitesini kıyafet ve aksesuar tasarımı oluşturmaktadır. Söz konusu bu endüstride diğer tasarımcılardan sıyrılarak öne çıkmak oldukça zordur; hukuki koruma ise markaların ve tasarımcıların tasarladıkları ürünün orijinalliğini göstermelerini sağlayarak onların özgün olduğunu kanıtlar ve taklit edilmelerine engel olur.

Lüks marka sektöründe ise, marka ihtiyaçlarını belirlemek ve doğru hukuki adımlar atabilmek için fikri mülkiyet alanında uzmanlaşan kişilerle bir an önce çalışılması çok önemlidir. Eğer markalar daha en başında özgün tasarımlarını ve ayırt edici işaretlerinin taklit edilmemesi için bir takip sistemi kurgulamazlarsa, özellikle taklit ürün yapan ve Instagram, Facebook gibi sosyal medya üzerinden satışını gerçekleştiren küçük atölyeleri kontrol edemeyebilirler.

6. Fikri Mülkiyet Hukuku’nun gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Fikri mülkiyete konu olan hukuki meseleler oldukça yeni, aynı şekilde dijital ve teknolojik gelişmeler de öyle. Özellikle moda sektöründe ya da şirketlerin ekonomilerinin fikri ve sınaî mülkiyet varlıklarına dayandığı sektörlerde, firmaların ayakta kalabilmeleri için fikri haklardan elde ettikleri varlıkları korumaları gerektiği konusu gittikçe önemli hale geliyor.

Telif hakkı, marka hakkı gibi konular göz ardı edilerek taklitçilik olağan hale gelmekte, dolayısıyla şirketlerin bu konuda aksiyon alarak en kısa sürede şirketlerini ve tasarımlarını koruma altına almaları gerekmektedir. Bu noktada moda sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin ve tasarımcıların uzman hukuk bürolarıyla çalışmaları önerilmektedir. 

İçeriği beğendiniz mi?

tr_TRTR

Moda

Hukuku

Eğitimleri

Başlıyor.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp

Sign up for our Newsletter

iPhone

Lorem ipsum dolor sit amet

MacBook

Sed do eiusmod tempor incididunt

iPad

Tempor incididunt ut labore et dolore